Zayıflama Diyetleri şişmanlatıyor ve hasta ediyor.


Diyet yapmadan, bedene enerji kısıtlamaları dayatmadan
kilo sorunlarından uzak kalmak ya da kilo vermek
mümkün.


Kısıtlama Mikrobu Çöpe dizisinden yayınladığımız kitaplarla
buluşarak Diyetsiz Kalıcı İncelik yolunda ilerleme kararı
alanlara blogumuzda tüm gücümüz ve deneyimimizle
yardıma çalışacağız.

29 Temmuz 2007

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (1)

ZAYIFLAMA DİYETLERİ ÇÖPE
Dr. Ozan Tunçer & Nathalie Tunçer
© 2006 Ozan Tunçer & Nathalie Tunçer
Bu kitabın her türlü yayın hakları Fikir ve Sanat Eserleri Yasası gereğince Nathalie Tunçer ve Ozan Tunçer'e aittir.
Elektronik ortamda kopyalanabilir. Kaynak göstererek, tamamı veya parçalar halinde elektronik ortamda izin almadan yayımlanabilir.


GİRİŞ

“İncelmek ve İnce Kalmak İçin Zayıflama Diyetleri Çöpe” isimli kitabımız mayıs 2003'de okurlarla buluştu. O günden bugüne geçen sürede, bir yandan yeni kitaplarla kilo sorunlarına gerçek ve kalıcı çözümler bulmak isteyenlere yardımcı olmaya çaba gösterdik, bir yandan da satırlarımızda okudukları ile diyet tuzağından kurtulma ve Diyetsiz Kalıcı İncelik yolunda ilerleme kararı alanların, akıllarına takılan ve çeşitli yollarla (e-mail, telefon, mektup...) bize ulaştırdıkları sorulara doyurucu ve sorunları çözmeye yardımcı yanıtlar vermeye gayret ettik.

“Zayıflama Diyetleri Çöpe” hem içtenlikle savunduğumuz ana fikirleri hatırlatma (ya da bugüne dek satırlarımız ve düşüncelerimizle tanışmamış olanlara neden ve nasıl “kilo sorunlarının bedensel ve ruhsal sağlıklılık koşullarında ancak ve ancak diyetsiz, kısıtlamasız çözülebileceğini” kısaca açıklama), hem de bize yöneltilen soruların içinden en çarpıcı ve en geniş kitleleri ilgilendirebilecek olanlara yanıt oluşturma görevlerini üstleniyor. Diyetleri, enerji kısıtlamalarını elinin tersiyle itip, cesaret ve kararlılıkla Diyetsiz Kalıcı İncelik yolunda ilerleyenlerin aldıkları ve bize yansıttıkları sevindirici sonuçlar, bizde çalışmalarımızı, yöntemimizi daha geniş topluluklara ulaştırma isteği uyandırıyor.

Medya, çalışmalarımızı ve sonuçlarını sizlere yansıtmakta zaman zaman çekingen davransa da, bazılarınız “Kısıtlama Mikrobu Çöpe” dizisindeki kitaplarımızla tanıştınız. “Zayıflama Diyetlerinin Kara Kitabı”, “Zayıflamak” ve “Şişmanlamıyorum” en basit, en anlaşılır haliyle... Diyetsiz Kalıcı İnceliğin sırlarını sizlere aktarabilmek iddiasındaki eserlerimiz. ONG adını verdiğimiz kendi yayın evimizin ilk ürünleri olan bu kitapları piyasaya sunarken, fiyatları ile kolay ulaşılabilir olmalarına da özen gösterdik.

Okumaya başladığınız eykitap (elektronik yazılımlı...) hem şimdiye dek elimizde birikmiş soruların yanıtlarını hem de bundan sonra blogumuzda ve diğer sanal ortamlarda sizlere nasıl yardımcı olabileceğimizin anahtarlarını içeriyor.

İşte böylesi, bizce, önemli görevleri üstlenen bir eykitabı en geniş okuyucu kitleleri ile buluşturabilme düşüncesi ile tamamen ücretsiz olarak, sizlere sunmak istedik. Beğenilerinizin bu eykitabın başkalarına ulaştırılmasına katkıda bulunabilmesini umut ederek, keyifli eysatırlar diler... blogumuzda buluşalım deriz.

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (2)

NEDEN ZAYIFLAMA DİYETLERİ ÇÖPE ?

Çünkü zayıflama diyetleri şişmanlatıyor ve hasta ediyor.

Kim ki kalkıp da, kilo sorunlarına zayıflama diyetleri ile çözüm bulmaya heveslenirse, daha bu girişiminin ilk anından itibaren, aklına hiç gelmeyecek bin bir çorabın ilk ilmeklerini başına örmeye başlıyor.
Her şeyden önce bilinmesi gereken, diyetlerle verilen kiloların kaçınılmaz olarak ve artarak geri geldiği. Diyetçiler bu gerçeği gizlemek, göz ardı etmek için ellerinden geleni yapsalar da, diyet sıkıntılarına katlanıp... hafifledim, diye sevinenlerin yüzde 99'u bir süre sonra tartıda daha önce hiç görmedikleri kadar yüksek kiloların sevimsizce kendilerine göz kırpmasına tahammül etmek zorunda kalmanın moral çöküntüsünü yaşıyorlar.

Diyet tuzağına düşenlerin ruh sağlıkları bu maceradan ağır yaralar alıyor. Kısıtlamalı Beslenme Süreci'ni psikolojik hasarsız atlatmak mümkün olmuyor.

Beslenmelerine Kısıtlama Mikrobu'nu bulaştıranlar, her türlü önlemi alsalar bile vitamin ve mineral eksiklikleri yaşıyorlar, bedensel erken yıpranmanın tüm sonuçlarına katlanmak zorunda kalıyorlar.

Ve işin cabası, kısıtlamaların gelip aile sofrasına, mutfağına çöreklendiği evlerde ne huzur kalıyor, ne düzen. Herkesin, diğerlerinin lokmalarının bekçiliğine kalkıştığı yuvalarda ne paylaşmanın sevinci, ne de bir masa etrafında toplanıp derdi, tasayı, sevinci ortaklaşa yaşamanın keyfi durabiliyor ayakta.

Anne babadan biri, ya da ikisi birden... diyet yapacağım, incecik olacağım, sağlığımı koruyacağım... rüyaları görmeye başladı mı, farkına bile varmadan çocuklarını şişmanlatıyorlar, ya da çok daha kötü ama hiç de azımsanamayacak bir olasılıkla, yavrularını anoreksi, bulimi gibi çok ağır hastalıkların pençesine teslim ediveriyorlar.

Sözün özü, ne ruh ne beden, ne de sosyal yaşam zayıflama diyetlerinin dayattığı açlığın, kıtlığın yıkıcı etkisinden kendini koruyamıyor. İşte sadece bir kısmını sıraladığımız bu nedenlerle, hiç tereddüt etmeden Zayıflama Diyetleri Çöpe, diyoruz.

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (3)

BÜTÜN ZAYIFLAMA DİYETLERİ Mİ... İSTİSNASIZ HEPSİ Mİ ÇÖPE ?

Hepsi... tümü... tamamı... bilcümle Zayıflama Diyetleri Çöpe !
Çünkü, hangi kılıfa sokulursa sokulsun, hangi janjanlı isimle pazarlanırsa pazarlansın ya da hangi allı pullu beslenme paketinin içine gizlenirse gizlensin, kilo kontrolü için seçilen yöntem zayıflama diyeti olunca sonuç kesinlikle değişmiyor.

Kilolar artarak geri geliyor, diyetleri birbirine ekleyerek hayatlarını kendilerine zehir edenlerin ezici çoğunluğu giderek obezleşiyor, içlerinden minicik bir azınlık ise bakın ben nasıl beceriyorum diyetle ince kalmayı, diye gerinirken ya anoreksiya mentale, ya da bulimia nervosa'nın belirtileri dışardan görülmesin, anlaşılmasın diye olmadık sıkıntılara, anlatılamaz utançları yaşayarak katlanıyorlar.

Binlerce diyet reçetesinin, yüz binlerce diyetçinin cirit attığı, her Allah'ın günü, dakika sektirmeden enselerimizde
“aman dikkat, yediğinize içtiğinize dikkat, aldığınız harcadığınız kaloriye dikkat, lokmayı ağzınıza götürdüğünüz saate dikkat, çatalınızın, tabağınızın büyüklüğüne dikkat, kiminle masaya oturacağınıza dikkat, su şişenizden 15 santimetreden fazla uzaklaşmamaya dikkat, çoluğunuzun çocuğunuzun lokmasına dikkat...”
bozalarının pişirildiği traji-komik ve pek bi global dünyamızda bir tanrının kulu çıkıp da
“bakın ey ahali, benim diyetimle verilen kilolar geri falan gelmiyor, benim yöntemimle zayıflayan bir inceliyor pir inceliyor, bir daha da öyle yok yeniden şişmanladım, yok yeniden diyete ihtiyacım var, demiyor... verilip de bir daha geri gelmeyen kiloların reçetesi ve sırrı bende”
demiyor... diyemiyor.
İçlerinden bir teki bile, reçetelerinin geri tepmemesi açısından emsallerinden üstün olduğunu öne süremiyor.
Sadece bu bile, insanlığın kulağına kar suyu kaçırmaya... diyetlerin ve beslenmede kısıtlamaların gerekliliği konusunda kuşkuların uyanmasına yeterli olabilirdi...

Amma ve lakin, diyetçiler iş pazarlamaya geldi mi öylesine hünerli... ve dünyamızın dört bir köşesinde yazılı sözlü resimli cicili bicili medya organları diyet mesajlarını taşımada öylesine hevesli ki...
İşin özü hep gümbürtüye gidiyor, bal damlayan diyetçi ağızlardan yayılan cümlelerin uğultusunda unutuluveriyor:

“Benim diyetimle zahmetsizce kilo verin... yok siz benim diyetimle aç kalmadan kilo verin... benimkiyle hızlı verin... benimkiyle yavaş... benimkiyle sağlıklı... benimkiyle bilimsel... bilinçli... hipnozla... akupunktur iğneciklerimle şişlenerek... kiiiiişiiiye özel... tarih öncesi insanı gibi... fark etmeden... Girit'li çoban misali...”
Laf bol, Yağ Pazarı'ndan eve kepekli ekmek parası götürmeye hevesliler kalabalık... gel gelelim netice aynen sabit: Diyetle verilen, artarak geri geliyor !!!

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (4)

ZAYIFLAMA DİYETLERİ İLE VERİLEN KİLOLARIN ARTARAK GERİ GELDİĞİNİN DELİLİ, ISPATI VAR MI ACABA ?

Olmaz olur mu, hem de istemediğiniz kadar.

Kısıtlama Mikrobu Çöpe adını verdiğimiz ve diyet çevrelerinin keyfine limon sıktığını şaşırmadan izlediğimiz dizinin daha başı, “Zayıflama Diyetlerinin Kara Kitabı”nın 18 ila 21. sayfalarında “Kanıtlardan bazıları” başlığı ile bize en çarpıcı gelen, diyetlerin başarısızlığını-zararlılığını gözler önüne seren satırları, araştırmaları ardı ardına sıralayıverdik.

Gelin, hatırlatma olsun diye bir alıntı yapalım:
“Kilonun Uzun Vadede Muhafazası :
Temel ve Klinik Araştırmalar, Nisan 2004
Başlangıç vücut ağırlığını yüzde 7 ila 10 azaltmak için, birçok kabul gören yöntem olmasına rağmen, kaybedilen kiloların uzun dönemde muhafazası çok daha sorunludur. Kilo sorunlarına çözüm arayanların verdikleri kiloların ilk bir yıl içinde yaklaşık üçte biri, beş yılda ise tamamı veya büyük çoğunluğu geri alınmaktadır. [Department of Health and Human Services (DHSS), Participating Organization : National Institutes of Health (NIH)]

A.B.D. Sağlık Bakanlığı, Ulusal Sağlık Enstitüleri'nin de katıldığı araştırmasının sonuçlarını yorumlarken, işte yukarıdaki satırlarla, daha 1959'da Stunkard – McLaren – Hume tarafından yayınlanan çalışmanın (The results of treatment for obesity. Archives of İnternal Medicine. 1959. 103, 79-85) sonuçlarını bir kez daha doğruluyor.

Ne zaman gerçek bilim adamları, yeterince uzun süreye yayılan ve yeterince geniş bir denek kitlesi üzerinde bir araştırmaya kalkışsalar, hep aynı sonuçlarla karşılaşmışlar. Ama ne hikmetse, çoğu zaman bu acı gerçekleri kendileri tespit eden kuruluşlar bile, hiçbir şey olmamışcasına kitlelere diyetler önermeye devam etmişler. Ondan sonra da “vah efendim bu obezite niye patladı acaba, niye insancıklarımız diyetlerini bozuyorlar acaba”
sızlanmaları, yanıp yıkılmaları.

“Zayıflama Diyetlerinin Kara Kitabı”nda ayrıntılarını bulacağınız kanıtlardan sadece oldukça taze (2004) bir örnek vererek, dikkatinizi bir kez daha diyetle zayıflamaya, ince kalmaya girişmenin umutsuzluğuna çekmek istedik.
Bundan böyle, yeni araştırma sonuçları elimize ulaştıkça “blog”umuzda sizleri haberdar etmeyi de kendimize görev bileceğiz.

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (5)

İSTATİSTİKLER DIŞINDA DA KANITLAR MEVCUT MU ?

Zayıflama diyetlerinin başarısızlığının-zararlılığının en güçlü kanıtları yaşamın içindedir.

Bu kanıtlara ulaşmak için ilk yapmanız gereken kendinize sormaktır: Diyetlerle zayıfladım mı, şişmanladım mı?
Daha önce bir veya birkaç kez zayıflama diyeti serüvenine atılmış olanların tamama yakını, geçmişlerini biraz olsun hatırladıklarında, ilk diyet girişimleri öncesi ağırlıklarının üzerinde olduklarını fark edeceklerdir.

Gözlemi çevresinde sürdürenler... komşularının, akrabalarının, iş arkadaşlarının diyet geçmişlerine biraz burnunu sokanlar, diyetlerle şişmanlamış olanların sadece kendilerini olmadığını da kolaylıkla görebileceklerdir.

Kalkıp da, üç-beş ay önce başlamış olduğu diyetle verdiği kiloların havasını atmakta olanların cazibesine kapılmaz... gözlemlerinizi zaman yaymayı becerebilirseniz, kaçınılmaz olarak, zayıflama diyetleri ile verilen kiloların artarak geri geldiğini, zayıflama diyeti olarak adlandırılan reçetelerin aslında insanları şişmanlattığını siz de kendi deneyimlerinizle anlayabilirsiniz.

İçtenlikle, bu fazla çaba gerektirmeyen gözlemleri, kilolarım acaba ne olacak sorularını kendisine sormaya başlayan herkese öneriyoruz; hele bir de ileri yaşlara gelip gençlik inceliklerini muhafaza edebilmiş olanların tamama yakınının diyetlere hiç bulaşmayanlar olduklarını da fark ettiğinizde, Zayıflama Diyetleri Çöpe sözcüklerinin sizin için de bir anlam taşımaya başlayacağından hiç kuşkumuz yok.

Tamama yakını bir ömür boyu diyete dokunmamış, sofrasına kısıtlamaları konuk etmemiş, o şişmanlatır... bu zayıflatır, ayırımı yapmamış ve ince kalmış insanları keşfettiğinizde... doğal ağırlıklarını hiç zorlanmadan muhafaza edenlerin acıkma, doyma, tokluk duyumlarını kullanmaya devam edip, bedenlerinden kendilerine ulaşan “enerji’ye ihtiyacım var”... ya da “enerjimi aldım, bu kadar yeter”... ve hatta...” aldıklarımı bitiremedim ki, sonra görüşelim” sinyallerine uymaya devam edenler olduğunu kavramanız sizi şaşırtmasın...

Garip bir düzen! O diyet senin, bu diyet benim... kendilerini helak edenler şişmanlıyor... Diyetlerin semtine uğramayanlar gençliklerindeki gibi -incecik- kalıyor! Ne dersiniz gözlemlerle kontrol etmeye değmez mi?

Hayatın, size sunduğu kanıtları, “Zayıflama Diyetlerinin Kara Kitabı”nda uzun uzun işledik. Ne moda diyetler, ne bilimsellik kılıflarında pazarlananlar, ne sağlıklı beslenme paketlerine gizlenenler, ne diyetisyen ya da doktor kontrolünde yapılanlar, ne kişiye özel olanlar ve ne de “yavaş zayıflatan... fazla kısıtlamacı olmayan... aç bırakmayan (ne demekse?)” diyetler... hiç biri kalıcı zayıflama sağlamada başarılı değil ama her biri beyninizin kıvrımlarına Kısıtlama Mikrobu'nun yeni bir versiyonunu işlemekte pek bir usta.

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (6)

KAÇINILMASI GEREKEN YOYO DİYETLERİ Mİ ?

Elimize geçen her fırsatta, zayıflama adaylarını “yoyo diyeti” yutturmacasına karşı uyarmaya devam ediyoruz.

Bazı diyetlerin yoyo diyeti olduğu aldatmacası kendiliğinden daha büyük bir sahtekârlığın yolunu açıyor: birçok diyetçi yoyo'ya yol açmayan diyetlerin var olduğu izlenimini yaratmaya ve tabii ki bu tür reçetelerin sırrının kendilerinde bulunduğuna potansiyel müşterilerini inandırmaya çalışıyorlar.

... veriyorum kiloları sonra da geri alıyorum... sıkıyorum dişimi, kısıyorum boğazımı, bi gayret yeniden koyuluyorum diyete... bu sefer doğru diyetçiyi buldum, sevinciyle tekrar incelmeye başlıyorum... ama bir süre sonra tartım göz kırpar oluyor... gel bak hiç görmediğin kadar kocaman rakamları göstereyim, deyip alaya geçiyor... yanlış diyetler mi seçiyorum acaba?... n’olucak benim sonum?... hayatım yoyo oldu...
Zayıflama Diyetlerinin Kara Kitabı'nda “Hayatım yoyo oldu” ve “Mutedil diyetçiler” başlıkları altında ayrıntısı ile ele aldığımız konu üzerinde birkaç sözcüğün daha gerekli olduğu düşüncesindeyiz. Zayıflama Diyetlerinin yüzde 99 oranında kiloların artarak geri gelmesi ile sonuçlanması gerçeğinden, hiç hoşlanmayan... kendi hastalarında-müşterilerinde de böylesi inkâr edilemez bir olguyu her bir gün deneyimleri ile gören, fark eden diyetçiler Yağ Pazarı'ndan para kazanmaya devam edebilmek için, diyete sürükledikleri insanların sağlıklarını hiçe sayarak, başlıyorlar kıvırttırmaya:

efendim, sizi fazla hırpalamayacak, aç bırakmayacak diyetleri tercih ediniz... yoksa maazallah kilolarınız pek bir çabuk geri geliverir... yaşam biçiminizi ve beslenmenizi sağlıklı ve dengeli temellere oturtursanız, hele bir de benim size yazacağım, pek bir kişiye özel reçeteyi uygular, bazı sağlıksız besinlerden uzak durur, sofra davranışlarınızı da, benim size göstereceğim doğrultuda yeniden şekillendirirseniz, bakın nasıl sizi yormadan, üzmeden veriverirsiniz kilolarınızı...
Görünüşte hepsi, fazla kısıtlamacı olmayan, ılımlı, sağduyulu diyetlerden yanadır; sağlıklı, dengeli beslenme sözcüklerini hiç dillerinden düşürmeyerek kendi yollarını pazarlama gayreti ile uçuk diyetlere verip veriştirirken, asıl yapmaya çalıştıkları

“zayıflamanın ve ince kalmanın ancak diyetler ve enerji kısıtlaması içeren diğer yöntemlerle mümkün olduğu ve beslenmenin mutlaka bilimin gösterdiği doğrultuda denetim altında tutulması gerekliliği”
fikrini kuvvetlendirmektir.

Mutedil diyetçiler yadsınamaz ticari dehaları ve tanrı vergisi karizmaları ile insanlığı uçukluklara karşı uyarır görünüp, Kısıtlama Mikrobu'nu ustalıkla bilinçlere şırınga ederken... bireylerin ve kitlelerin ağırlık değişimlerine, ruhsal–bedensel sağlıklarına uçuk diyetlerden çok daha fazla zarar vermektedirler.

... Bazı diyetçiler
“çok çabuk sonuç verdiren ve gerçek olması mantığınıza zor gelen tüm diyet girişimlerinden uzak durun” dediğinde...
...sevinçle katılıyor ve ekliyoruz:
Başınızı bin bir belaya sokacak Kısıtlama Mikrobu'nu sofranıza, yaşamınıza konuk etmek istemiyorsanız... zayıflayayım derken şişmanlamak niyeti taşımıyorsanız... yavaş sonuç verdiren ve mantığınıza “kolay” gibi gözüken diyet yaklaşımlarının da yanına yaklaşmayın!

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (7)

ZAYIFLAMA DİYETLERİNDE YAPILAN YANLIŞLAR NELERDİR ?

Sık sık gazete ve dergilerde, “zayıflama diyetlerinde yapılan yanlışlar” türünden çekici başlıklarla karşılaşırız.

Bazen kendi yöntemlerini pazarlayan bir diyetçiyle yapılan röportajda, bazen light gıda ürünleri üreten bir firmanın reklam sütunlarında, bazense dış bir kaynaktan özetlenip tercüme edildiği anlaşılan bir haberde, kilo sorunları olanlara “cömertçe” öğütler verilerek diyet süreçlerini başarıya ulaştırmaları için neler yapmaları gerektiği, hangi hatalara düşmemeleri gerektiği söylenir.

Dikkatli bir gözlemci için, ilk ilgi çekici nokta bu tür öğütlerin birbirleriyle olan çelişkileridir. Aynı gün yayınlanan iki farklı gazetede birbirine tamamen zıt tavsiyelerle karşılaşmak olası olduğu gibi, aynı gazete veya dergide bir veya birkaç gün arayla, birbirini tamamen yalanlayan öğütler bulmak da hiç az rastlanan şeyler değildir.
Kahvaltıyı sakın atlamayın... önemli olan kahvaltı değil, sık aralıklarla küçük miktarlar yemektir... ya da yağlı besinleri azaltın... karbonhidratları azaltmak diyeti başarıya ulaştırıyor...

Çeşitli kaynakların verdiği öğütler birbiriyle çelişir, çoğu zaman birbirini yalanlar; ancak yine dikkatli bir gözlemcinin gözünden kaçmayacak ikinci bir nokta bu tür öğütlerin bir ortak paydada buluştuğudur; tüm bu “iyi niyetli” tavsiyelerde bir ana fikir, bir gizli mesaj mevcuttur:
“Diyetlerle zayıflamak olasıdır, doğru diyeti bulup hatasız olarak uygulamak başarıya ulaşmanın koşuludur”.
Halbuki seçilen diyet reçetesi ne olursa olsun ve sonrasında inilen ağırlığı korumak için ne yapılırsa yapılsın, verilen kilolar, çoğu zaman fazlasıyla geri gelmektedir.

Diyetlerde yapılan yanlışlar diye bir şey yoktur, sorunu bu şekilde sunmak insanları bilerek yanıltmaktır.

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (8)

ZAYIFLAMA DİYETİ YAPANLARIN AĞIRLIKLARI YILLAR İÇİNDE NE OLUYOR, NASIL BİR DEĞİŞİM GÖSTERİYOR ?

Önce tek sözcükle yanıtlayalım, sonra da açıklayalım:
Artıyor.

Seçilen zayıflama diyeti uygulanmaya başlandığında, eğer konulan kurallara uyuluyorsa kısa vadede sonuç almamak söz konusu değildir.

Hangi diyet seçilirse seçilsin, içerdiği enerji kısıtlaması -diyete uyulduğu sürece- ağırlık kaybına yol açmaktadır.

Ancak sorun bundan sonra ortaya çıkmaktadır. Bir süre sonra, uygulayıcısı ya diyeti tamamen bırakmakta, ya da uygulama koşullarını yumuşatmaya başlamaktadır. Ya yavaş yavaş dikkat dağılmakta, ya da uygulayıcı dikkatli olmak, diyetin kurallarına uymak için elinden geleni yapmaya çalışsa da, bir şey -sanki görülmez bir güç- tüm çabalarını boşa çıkarmakta, kişi giderek daha fazla yemeye ve verdiği kiloları geri almaya başlamaktadır. Hatta biraz daha zaman geçince, kontrol kaybı ivme kazanmakta, kişi sıkmaya çalıştıkça denetimi daha da çok elinden kaçırarak, bir süre sonra kendini diyete başladığı ağırlığın üzerinde bulmaktadır.

Kontrol kaybı neden gelişir?...
Bu kaybın gelişme sürecinin süresi neden kişiden kişiye değişir?...
İlk yaptığı diyetlerde indiği ağırlığı bir süre koruyabilen kişiler yıllar ilerledikçe, diyetler birbirine eklendikçe neden hem diyet yaparak kilo vermekte giderek zorlanır, hem de bin bir güçlükle verdiği kiloları gitgide daha hızlı geri alarak, başlangıç ağırlığına gitgide daha fazla kilo eklemeye başlar?...
... gibi soruları Kısıtlama Mikrobu Çöpe dizimizin her kitabında uzun uzadıya işledik, blogumuzda sizlerden bize ulaşan soruları yanıtlayarak yanıtlamaya devam ediyoruz. Ve yıllar önce yaptığımız bir tespitin, güncelliğini nasıl artarak korumakta olduğunu şu satırlarla hatırlatmak istiyoruz:

Zayıflama diyetleri ile kilo vermeye, kilo sorunlarını diyetlerle çözmeye çalışanlar, giderek şişmanlamaktadır. Her yapılan diyet, bir yandan yaşam kalitesini ve psikolojik yapıyı kalıcı olarak bozarken, öte yandan ağırlığı yıllar içinde kaçınılmaz olarak yukarı doğru çekmektedir.

Kilo sorunlarını diyetlerle çözmeye kalkışmak şişmanlamanın ve bu çözümde ısrar ederek obez olmanın en etkin, kesin ve güvenilir yoludur.

Zayıflama diyetleri ile verilen kilolar kaçınılmaz olarak geri geldiğine ve yine diyetler insanları şişmanlattığına göre:
İnsanlara zayıflama diyetleri önerenler, bu önerileri gazete dergi sütunlarına, ya da ekranlara taşıyanlar, diyet propagandasına bilerek ya da bilmeyerek alet olanlar insanların şişmanlamalarından doğrudan sorumludurlar.

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (9)

DİYETÇİLERİN HİLELERİNDEN SAKININ !

Kilo, obezite ve zayıflama söz konusu olduğunda öylesine yalanlar söylenmiş, öylesine palavralar sıkılmış, öylesine saçmalıklar bilimsel gerçeklermiş gibi takdim edilmiştir ki, her şeyi yeni baştan soğukkanlılıkla düşünüp değerlendirmek bir zorunluluk haline gelmiştir.

Diyetlerle verilen kilolar geri geliyor, diyoruz...
Efendim önemli olan sonrasında spor yapmaktır, diyorlar.

Spor yapılsın ya da yapılmasın kilolar yine de geri geliyor, diyoruz...
Zaten asıl önemli olan beslenme alışkanlıklarını değiştirmektir, diyorlar.

İyi ama diyete kalkışanlar, zaten beslenme alışkanlıklarını değiştirme niyetini taşıyorlar ama olmuyor, yapamıyorlar, diyoruz...
Önemli olan iradedir, sonradan kalkıp yerlerse ben ne yapayım, diyorlar.

Yapamayanlar bir iki kişi değil ki, diyet yapanların yüzde doksan dokuzu diyoruz...
Bu sefer zaman üzerinde hileye kalkışıyorlar, benim hastalarımın çoğu zayıflıyor, diyorlar.

Kalıcı zayıflama için dünya biliminin kabul ettiği ölçüt, 5 yılın sonunda başlangıç ağırlığının altında kalabilmektir, zayıflamalarını ne kadar süre koruyabiliyorlar, diye soruyoruz...
Benim bir hastam var, on yıldır şişmanlamadı, diyorlar.

Bir iki kişiyi kriter kabul edemezsiniz, istatistikler diyetlerle zayıflayanların sadece yüzde 1’i başlangıç ağırlığına 5 yılın sonunda dönmemeyi başarabiliyor, diyoruz...
Önemli olan hastanın benim verdiğim öğütlere uymasıdır, uyarsa şişmanlamaz, deyip işin içinden sıyrılmaya çalışıyorlar...

Kısacası amaç diyetlerin başarısızlığını gizleyip, kendi çıkarlarını korumak olduğunda diyetçiler her zaman kaçak güreşmeyi yeğliyorlar.

Yağ Pazarı'nda neler döndüğünün farkına varmak, palavraların nasıl bilimsel gerçeklermiş gibi allanıp pullanıp, insan ve toplum sağlığını hiçe sayarak ranta dönüştürüldüğünü görebilmek...
Diyetsiz Kalıcı İnceliğin yolunu açabilmek için kaçınılmazdır.

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (10)

ZAYIFLAMA DİYETLERİNİN KALICI ZAYIFLAMA SAĞLAYIP SAĞLAMADIĞINI, ŞİŞMANLATIP ŞİŞMANLATMADIĞINI ANLAMAK NEDEN ÇOK ÖNEMLİ ?

Zayıflama diyetlerinin gerçek yüzünün ortaya çıkmasına büyük önem veriyoruz, çünkü diyetçilerin bu konulardaki tuzakları ve hileleri bitmek bilmiyor.

Önerimiz basit: Bu konularda size söylenen ne olursa olsun, söyleyen -biz dahil- kim olursa olsun duyduklarınızı, okuduklarınızı, size öğütlenenleri akıl kantarınıza vurmadan kabullenmeyin, gözlemlerle ve karşılaştırmalarla doğrulamadan benimsemeyin!

Eğer bu çabayı göstermezseniz, sesi yüksek çıktığı için, medyatik ya da karizmatik olduğu için, ya da belki apoletleri kalabalık olduğu için falanca ya da filancanın peşine takılıp, çok tekrarlandığı için gerçekmiş sanılan hurafeleri beslenmenize eklemleme ve çözmeye çalıştığınız kilo sorunlarını ağırlaştırma riskiniz büyük.

Eğer herhangi bir zayıflama diyeti ile kilo kaybetme düşüncesi zihninizi kurcalamaya başladıysa kendinize şu soruyu yöneltin:
“Benim diğer insanlardan -yüzde 99’dan- ne gibi bir farkım var ki, kiloları geri almamayı başarabilen azınlığın içine girebilmeyi umut ediyorum?...”
Ve unutmayın:
Hangi diyeti seçerseniz seçin, diyetinize hangi nedenle başlarsanız başlayın, sonrasında ne yaparsanız yapın ve hatta diyetinizi kimin denetimi altında yürütürseniz yürütün... sizin de başınıza gelecek olan, zayıflama diyetleri ile hafiflemeye kalkışanların tamama yakınının başına gelenlerden -yüzde 99 olasılıkla- farklı olmayacaktır.

Zayıflama diyetlerinin kalıcı zayıflama sağlayamadığının kavranması, diyetlerden umut kesilerek, kilo sorunlarının gerçek, etkin ve kalıcı tedavisinin yolunu açmak için büyük önem taşımaktadır.

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (11)

YANİ DENGELİ BESLENMEK Mİ BU İŞİN ÇÖZÜMÜ ?

Aklınıza takılabilir: “Pekâlâ, anladım diyetlerin çözüm olmadığını, hatta insanları şişmanlattığını... yapılması gereken herhalde dengeli beslenerek kilo sorunlarından uzak kalmak... değil mi?”

Bazılarınızı belki de hayal kırıklığına uğratma riskini göze alarak... yanıtımız: “Iıh, değil!”

Dengeli veya dengesiz beslenmenin zayıflamak veya şişmanlamakla hiç bir alakası yok. Beslenmesi, genel geçer kurallara göre “dengeli” tanımına pek bir güzel uyabilecekler içinde kiloları almış gidenlerin sayısı hiç azımsanamayacak olduğu gibi, pek bir “dengesiz” beslenip, ne obezitenin, ne de fazla kiloların hiç kapısını çalmadığı bir çok insan mevcut. Sözün burasında bir tırnakçık açmak zorunda hissederiz kendimizi:

Lütfen yukarıdaki satırlardan “dengesiz beslenenler kilo almazlar, şişmanlamazlar” anlamı çıkarılmasın; basitçe ifadeye çalıştığımız, sadece, dengeli beslenme uyarılarının uymaya kalkışanları kilo sorunlarından korumadığı... hatta dengeli beslenmeyi saplantıya dönüştürmeye başlayanları cuppadanak kilo dertleri denizine atıverdiği.

Bizce... işin aslına biraz merak ve biraz da dikkat ile yakından bakılırsa... “dengeli beslenme” olarak lanse edilen öğütlerin tamama yakını, enerji kısıtlamaları teşvikleri, yani gizli zayıflama diyetleri içermekte.
Efendim yağı kısın, şekerden uzak durun, karbonhidratlar ile aranıza mesafe koyun, proteinleri de abartmayın... dengeli beslenin!
İyi hoş ama... insanoğlu denilir yaratığın yağ, karbonhidrat ve proteinden başka enerji kaynakları mı var bizim bilmediğimiz ki dengeyi başka kalorilerle kuracak ???

Hem sadece bir an için, dengeli beslenmenin kilo kontrolüne bir yararı olduğunu varsaysak... acaba hangi uzmanın, hangi bilimsel kuruluşun “dengeli beslenme öğütlerine” güvenebiliriz acaba? Baksanıza, birinin dediği öbürünü tutmuyor, üstelik de sabah ak, diyen öğleden sonra hiç utanıp sıkılmadan, hemi de hiç gocunmadan karra, diyebiliyor.

Son otuz kırk yılda alıp giden lokmaya hükmetme cinnetinin sofralarımıza tatsız hediyelerinden biri olan “Dengeli beslenme”nin ne bizim yöntemimizle uzaktan yakından bir alakası, ne de ailemizin masasında yeri vardır ve bizim akılcığımızın bir köşesinde “dengeli ya da dengesiz... aldığı ile harcadığı arasındaki dengeyi kurma yeteneğini kaybetmeye başlayanlar, fazla kiloları depolama yolunda ilk adımlarını atarlar” sözcükleri yazılıdır.

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (12)

ZAYIFLAMA DİYETLERİ HASTA EDİYOR !

Beslenmelerine kısıtlamalarla yön vermeye, kilolarına diyetlerle gem vurmaya teşebbüs edenler, kısa sürede, kendilerini kaçınılmaz olarak ağır ruhsal yıkımlar içinde bulmaktadırlar.
“İrademi kullanır, doğru diyeti, diyetçiyi bulur, daha az yemeyi, sofradan doymadan kalkmayı vücuduma kabul ettirebilirim”
hayallerinde ısrara kalkışanlarda, seneler ve diyetler birbirine eklendikçe, yaşam yaşanılır olmaktan çıkmaktadır.

Hayatın her bir saniyesi “az mı yedim, çok mu... doğru mu beslendim, yanlış mı... n'aapsam da şu lanet boğazımı tutmayı becersem... bu fazla kilolarla nasıl insan içine çıkarım ben?” türünden insanın içini gıdım gıdım eriten, çin işkencesinden beter sorulara kitlenmekte, diyetzede dur durak bilmeden kendini kendiyle mücadelede bulmakta, her yenilgisinde kendinden nefreti katmerlenmektedir.

“Kısıtlama Mikrobu Çöpe” dizimizin her bir kitabında, bu önlenemez süreci, diyetzedelerin her birinin, başlarına gelenlerin kendi eksikliği, kabahatleri yüzünden olmadığını, kavramasına yardımcı olacağı...
Farkına bile varmadan milyonlarca diyet kurbanı ile aynı sevimsiz kaderi paylaşmakta olduğunu, anlamasına katkıda bulunacağı umuduyla uzun uzun ele aldık.

Evet, maalesef zayıflama diyetlerin sadece, şişmanlatmakla kalmamakta, ama çok daha önemlisi hayatın tadını tuzunu hoyratça kaçırıp, bireyleri saplantılar, özgüven ve özsaygı eksiklikleri, dışlanmalar, içine kapanmalar, yemek ve yemekten başka bir şey düşünemez olmalar'dan örülen duvarların içine hapsetmektedir...

Diyetzedeler hayatlarının en güzel yıllarını, diyetleri ardı ardına ekledikçe, bol keseden vaat edilen incelik rüyalarının gitgide kendilerinden uzaklaştığını fark ettikçe... iç dünyaları derin hasarlara maruz kalmaktadır.

Bulimia nervosa ve anoreksiya mentale gibi çok ağır ve yıpratıcı hastalıklar da, ancak ve ancak diyetler, kısıtlamalar zemininde gelişebilmektedir.

Kısıtlama Mikrobu'nun etki etmediği beyinlerde ne bulimi'nin ne de anoreksi'nin gelişip, hastalığa dönüşme ve yaşamları karartma ihtimali yoktur!

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (13)

BİR ÇUVAL İNCİRİ BERBAT ETMEK...
“Zayıflama Diyetlerinin Kara Kitabı”... sayfa 67-68

Zayıflamayı dayatmaya kalkışmak... bedenin ağırlığı dengede tutma programını altüst etmektedir

Her şey yolundayken... güllük gülistanlık iken...
Kilo sorunları ile tanışılıp, ahbap olunmamışken...
Tüm canlılarda olduğu gibi...
Genetiğinde yazılı ağırlığı korumak,
Harcamaların karşılanmasını için gerekli enerjinin alınmasını sağlamak,
İhtiyaçtan fazla enerji alınmasını engellemek,
Ve bizce en önemlisi... stoklarda genetiğin belirlediği düzeyin ötesine taşan bir artış olduğunda, fazlalığı harcamalarda kullanarak eritmek... amaçlarına, hesap kitap yapmadan, ulaşabilmesine elveren Ağırlık Dengeleme Yeteneği'nin varlığı sayesinde, insan bedeni kilo sorunlarından ve şişmanlamaktan uzak kalabilmektedir.

... beni ince görenler nedense hep aynı şeyi söylüyorlar... sen hiç fazla yemezsin tabii... doğru değil, ben de insanım, bazen, çok sık olmadığını itiraf etmeliyim, benim de fazla kaçırdığım oluyor... ne bileyim, bazen arkadaşlarla bir ocakbaşında toplanıyoruz, laf lafı açıyor... muhabbetle birlikte sofra keyfi de arttıkça artıyor... kebap... ezme... şakşuka... neyse hepsini saymayalım... hele bir de bir süredir yemediysem, özlediysem benim de fazla yediğim oluyor... arada bir başıma geliyor ama kilolarımın arttığı filan yok... sonrasında iştahımın birazcık azaldığını fark ettim... hepsi bu.

Çok basit bir mekanizmayı, elden geldiğince basit sözcüklere dökmeye kalkışsak...

Kilo sorunları ile tanışmamış, Ağırlık Dengeleme Yeteneğini yitirmemiş insanlar... harcadıklarından fazla yediklerinde... onların da enerji stokları artar... hadi sevimsiz sözcüğü kullanalım... şişmanlarlar.

İşte, Ağırlık Dengeleme Programı'nın, fazlalıkları harcamalarda kullanma özelliği bu aşamada devreye girer.
Stoklardaki gereksiz fazlalığı eritebilmek için organizma bir süre için beslenme duyumlarına çeki düzen verir, iştahı birazcık azaltır... böylece harcananların bir kısmını besinlerle almaya devam ederken... bir kısmını da stoklardaki fazlalıklardan karşılar... ve kimseyi üzüp sıkmadan... doğal ağırlığa dönüşü sağlar...

Eğer böyle olmasaydı... istisnasız herkes, her fazla yediğinde biraz daha şişmanlar... giderek şişer, sonunda da patlardı... iyisi mi bu satırları çevrenizde kontrol edin!

Şu veya bu yolla... kendisine kıtlığın dayatılmaya çalıştığını hisseden canlı organizma alarm zilleri çalarak, normal seyir programının tam aksi bir programla... kıtlığa karşı savunma yapmakta... direnişe geçmektedir!

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (14)

İNSANLAR NEDEN ŞİŞMANLAR ?
“Şişmanlamıyorum” sayfa 16-17

Ağırlık Dengeleme Yeteneği’nin kullanılamaz hale gelmesi, işlerliğini yitirmesi şişmanlamanın başlangıcını oluşturur. Şişmanlamanın gelişimini ise bireyin... fazlalaşan, ya da fazla bulduğu kilolara karşı tepkisi belirleyecektir.

21. yüzyılın başında Dr. Jean-Philippe Zermati’nin TRAC kavramını tanımlayıp, şişmanlamanın nedeni olarak teşhis etmiş olması kilo sorunlarına bakışı kökünden değiştirmiştir.
TRAC: Fransızca sözcüklerin baş harflerinden oluşuyor, Troubles de Régulation des Apports Caloriques... Kalori Girdileri Ayar Bozuklukları, olarak çevirebiliriz.

Son 20-30 yıldır gerek A.B.D.’de, Kanada’da (weight regulation), gerekse Fransa’da (régulation pondérale), Avrupa’da giderek daha çok, bedenin kendi ağırlık ayar mekanizmalarından söz edilir oldu.

Diyetlerin ve kısıtlamacı yöntemlerin gizlenemez hale gelen başarısızlıkları ve zararları dünyanın dört bir yanında birçok dürüst araştırmacıyı organizmanın ağırlık ayarı, kalori girdilerini düzenleme mekanizmaları üzerine incelemeye koyulmaya itti.

Dr. Zermati’nin 2002 yılında yayımlanan “Maigrir Sans Régime” isimli eserinde eşsiz bir netlikle tasvir ettiği TRAC’lar... bu tarihten itibaren birçok araştırmacı ve hekime yeni ufuklar, yeni düşünme yolları açtı...

Eğer organizma, üstlendiği “kalori alımını engelleyerek, ağırlığın genetikle belirlenen düzeyin üzerine çıkmasını önleme görevi”ni yapmaz, ya da yapamaz hale gelirse... şişmanlama kaçınılmaz oluyor. Kilo sorunlarına “kalori girdileri ayar bozuklukları” penceresinden bakmak, alışılagelmiş açıklamaların yetersizliğini, hatta sözümüzü esirgemeyelim, saçmalığını gözler önüne sermekte...

İnsanlar, Ağırlık Dengeleme Yetenek’leri, etkinliğini yitirdiğinde şişmanlıyor!

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (15)

AĞIRLIK DENGELEME YETENEĞİ NEDİR ?
“Şişmanlamıyorum” sayfa 26


Ağırlık Dengeleme Yeteneği, canlı organizmaların, genetiklerinde yazılı Doğal Ağırlığı küçük iniş çıkışlar ile korumak için devreye soktukları mekanizmaların toplamıdır.

Tüm canlı organizmalar yaşamlarını sürdürebilmek için enerjiye gereksinim duyarlar ve bu enerjiye ulaşabilmek için türlerinin gerektirdiği tüm yetilere sahiptirler.

Ağırlık Dengeleme Yetenek’leri bir yandan da gerekli enerji miktarına ulaştıklarında gereksiz stok yapmalarını yani şişmanlamalarını engellemekte ve daha önemlisi, bir yandan da yaşamlarına devam edebilmelerini sağlayan fiziksel boyutları koruyabilmelerine imkan vermektedir.

İnsan yavrusu da daha doğduğu andan -daha da doğrusu, ana karnına düştüğü andan- itibaren doğadaki tüm canlılar gibi bu yeteneği kullanmaktadır.

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (16)

HAYIR !
“Şişmanlamıyorum” sayfa 40-41

Hayır, şişmanlamanın nedeni insanların fazla yağlı ya da fazla şekerli yemeye başlamış olmaları değildir.
Hayır, şişmanlamanın nedeni insanların daha az hareket eder olmaları değildir.
Hayır, şişmanlamanın nedeni fast-food’lar, ucuza satılan yüksek kalorili besinler, sağlıksız gıdalar, rafine ürünler değildir.

Hayır, şişmanlamanın nedeni kolalı içecekler, abur cubur yemek, ya da şu veya bu türden gıdaların çekici reklamları da değildir.
Hayır, şişmanlamanın nedeni atlanan öğünler, edilmeyen kahvaltılar, ailelerin bozulmuş yemek düzeni de değildir.
Ve nihayet şişmanlamanın nedeni insan genetiğinin kilolarla başa çıkamayacak şekilde bir bozulmaya uğraması da değildir.

Şişmanlamak demek bedenin enerji stoklarının artması demektir. Bu artışın nedeni organizmanın alınan kullanılabilir enerji ile harcamalar arasındaki dengeyi kuramamasıdır. Enerji terazisi -süreklilik gösterir şekilde- alınan kullanılabilir enerjinin harcanan enerjiden fazla olacağı şekilde, bir tarafa yatmaya başladı mı, fazlalıklar depolanır, stoklar artar.

Enerji girdi ve çıktılarını ayarlayan programın aksaması, Ağırlık Dengeleme Yeteneği’nin kullanılamadığı anlamını taşır.

Şişmanlama ve obezitenin nedenlerini -samimiyetle- araştıran herkes önce şu soruyu oluşturmalıdır:
“Ağırlık Dengeleme Yeteneğinin kullanılamamasına yol açan nedenler nelerdir?”

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (17)

BU YETENEĞİN ORTAYA ÇIKARILMASI KİLO SORUNLARINA YAKLAŞIMI NASIL DEĞİŞTİRİR ?
“Şişmanlamıyorum” sayfa 38-39


Ağırlık Dengeleme Yeteneği’nin varlığının kavranması ve tabii ki bununla birlikte etki mekanizmalarının, nasıl kullanıldığının ortaya çıkartılması kilo sorunlarına yaklaşımı kökünden değiştirecektir. Çünkü bu sayede, şişmanlamanın gerçek mekanizmasının Diyetçi Dayatmacı Zihniyet’in verdiği açıklamalarla hiçbir ilintisi olmadığı açık ve net olarak görülebilecektir.

İnsanların Ağırlık Dengeleme Yeteneği’ne sahip olmaları demek, şişmanlamanın tek nedeninin bu yeteneğin kullanılmamaya, kullanılamamaya başlanması anlamına gelmektedir. Bu da şişmanlamanın tanısının tamamıyla değişmesi, aynı zamanda bu tanı doğrultusunda geliştirilecek korunma ve tedavi yöntemlerinin de temelden değişikliği anlamına gelir.

Ağırlık Dengeleme Yeteneği, Doğal Ağırlığın korunmasını sağlar

Bu yeteneğin kullanılamadığı durumlarda, ağırlık Doğal Ağırlığın üzerine çıkar, şişmanlamanın ilk adımı atılır
Ağırlık Dengeleme Yeteneği’nin kullanılamamaya devam edilmesi durumunda ise şişmanlama devam eder
Kilo sorunlarından korunmada hedef, bu yeteneğin kullanılmaya devam edilmesinin koşullarını yaratmak,
Oluşmuş şişmanlık ya da obezite durumlarında ise bu yeteneğin tekrar kazanılmasına yönelik tedavi planlaması yapmaktır.

Ağırlık Dengeleme Yeteneği’nin yitirilmesi, daha doğru bir deyişle kullanılamaması bireyin Doğal Ağırlığının üzerine çıkarak, şişmanlamasına yol açmaktadır.

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (18)

DENENMEYEN KALMADI
“Zayıflama Diyetlerinin Kara Kitabı” sayfa 73

Zayıflamayı bedene dayatabilmek... “heh, işte nihayet bulmuşlar zayıflamanın doğru yolunu” umutlarını körüklemek için denenmeyen kalmamıştır.

Akla gelebilecek... ya da akla mantığa sığmayacak her yolla, insanlar zayıflatılmış... ama sonrasında diyetçilerinin dediklerini dinlemeyen, yememesi gerekenleri, yememesi gereken zamanlarda, yememesi gereken miktarlarda... tekrar yemeye başlayan, egzersizin, hareketin ucunu koyveren, boğazlarına hâkim olmayı başaramayan insanlar... “efendim, kendi kabahatleri”... tekrar şişmanlamaya koyulmuşlardır.

Diyetçilerin anlamadığı, işlerine gelmediği için anlamak istemedikleri organizmanın kıtlığa karşı geliştirdiği tepkiyi aşmak için her çarenin denenmiş ve sonucun da hep hüsran olduğudur.

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (19)

AMA BEN BAŞARMIŞTIM
“Zayıflama Diyetlerinin Kara Kitabı” sayfa 82-84

Diyetlerle incelmeye teşebbüs edenlerin çoğu... başlangıçta “sonuç” almakta, hepsi hayal ettikleri kadar hafifleyemeseler de... kimi kaynaklara göre yüzde seksen beşi bir miktar zayıflayabilmektedir.

İşte bu başlangıçtaki “başarı”, kiloların sonrasında fazlasıyla geri geldiği gerçeğinin anlaşılabilmesini engellemekte... geçici ağırlık kayıpları insanların defalarca aynı tuzağa düşürülebilmesinin yolunu açmaktadır.

Bu süreçte başarılar “doğru beslenmeyi” önermiş olan diyetçilerce üstlenilmekte... diyetzedelerin bahtına ise başarısızlıklar ve verilen kiloları geri almış olmanın suçluluğu düşmektedir.

... Çok başarılı bir diyet reçetesi idi, uyabildiğim sürece şıkır şıkır verdim kiloları, çok güzel sonuç aldım. Biliyorum, doğru beslenmeyi başarmıştım o dönemde... ne etmeye aldım ki ben bu kiloları geri? Zayıf iradelinin biriyim işte. Şimdiki halimden hiç ama hiç memnun değilim... yememem gerekenleri yiyorum, kötü, yanlış besleniyorum ve kendime ne kadar yapma, desem de çok fazla yiyorum. Tekrar kendimi zapt-u rapta almam, bilinçli beslenmem gerek... bir becerebilsem yine kilo verebileceğimden kuşkum yok. İncecik insanları gördükçe içim gidiyor ama bir yandan da iyice kafam karışık, hangi diyeti yapmalıyım acaba?... eski diyetçime gitmeyi denesem... fiyatları da iyice artmış, diyorlar... daha hızlı bir yolu olmalı bu işin... nasıl bulacağım o yolu?...
Lanet olsun, diyorum zaman zaman... yok olsa tüm yenecekler... kökünden hallolsa derdim... yine aklım yemekte... yine yiyeceğim... ve sonra... ne olacağım ben?...
Yaptıkları diyetlerle kilo verebilenlerin, kendi deyimleri ile “sonuç” alanların aklına “diyete uyabildikleri dönemdeki beslenmenin doğru olduğu” inanışı gelip yerleşiverir.
Diyet bitip, bırakılıp kilolar fazlasıyla geri geldiğinde, bu inanış, silinmek şöyle dursun daha da kuvvetlenir.

Bedeninin geliştirdiği tepkilerle, beslenmesi üzerindeki denetimi yitiren birey, yemeye başladığında... kendisinden korkuya kapılır... çünkü çok, daha önce yemediği kadar büyük miktarlarda yemekte, aklını başına toplayıp az yemeye çalıştıkça... daha da çok yemektedir...

... Kendi gerçek yüzümü gördüm vallahi... meğer ne açgözlüymüşüm ben... kendimi durdurmazsam sonum kötü... hem öyle seviyorum ki yemeyi... aklımda da hep baklava börekler... başka hiçbir çare yok... tekrar boğazıma hâkim olmalıyım... benim sıkı bir diyete, sertinden de bir diyetçiye ihtiyacım var, yoksa iflah olmam...
Diyet yapılan dönemdeki beslenmenin doğru olduğu inanışı... diyet bittikten... bırakıldıktan sonra da tüm zararlılığını sürdürmekte, tekrar diyet yapması gerektiğini düşünen, ve açlıkların kaçınılmaz olarak kendisini beklediğini bilen diyetzede, giderek saplandığı kısıtlamalı beslenme içinde, denetimi elinden daha çok kaçırır olmaktadır.

Tekrar diyet yapmak zorunda olduğunu kafasına kazıyanlar... fazla yedikleri dönemlerde bile... kıtlığı kendilerine süreklileştirmekte... hep kıtlıktan çıkmışcasına yer hale gelmektedirler.

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (20)

KUŞA BÖCEĞE REZİL OLUYORUZ
“Zayıflama Diyetlerinin Kara Kitabı” sayfa 99-100


Diyetçiler gece demez, gündüz demez... o ekran senin, bu gazete benim, insanları bilinçlendirebilmek için... canlarını dişlerine takıp... koşuşturur dururlar...

Ve üretirler:

Yağ oranlarını şıpır işi ölçen cicili bicili tartılar,
Tadından yenmez... diyet ve light ürünler...
Ter kokularının aeroaspirasyonla (?!) hüüp diye emiliverdiği, insanın “yatağı sersem de şurada bir uykucuk çeksem” arzularının, “bu mis gibi havada biraz daha gayret... koşu bandına dayan” iç emirlerine karıştığı ultramodern spor salonları,

Nedendir bilinmez, piyasaya sürülmelerinden sonra şöyle bir sekiz on yıl geçmeden... ağır bedensel hasarları bir türlü saptanamayan... ama “çıktıklarında” mucize adlandırımını tartışmasız sahipleniveren “zayıflama ilaçları”,
Promosyonlu ve kredi kartına taksitli diyetçi seansları,
Yaz veya kış hiç fark etmez... zayıflama adaylarının hizmet ve kullanımına sunulur.

Ve hafifleme arzularına gem vuramaz hale getirilenler...
“En önce ben hafifleyeceğim”, “en genç ben olacağım”, “en sağlıklı, en kaliteli, en uzun ben yaşayacağım”, diye diye diyet medyasının seçkin yazı dizileri, mesmega diyetçilerin “en sağlıklı önerileri” peşinde koşmaktan bitap düşerler...

Kendilerine “öğretilenlerin” gün aşırı değişmesinden, dünün “doğru” besinlerinin bugün yanına bile yaklaşılmaması gereken “kalori bombaları”na dönüşmesinden... kafaları bulanmış, çareyi antidepresanlarda, psikoterapilerde... kişisel gelişim, nirvanaya erişim programlarında arar, o da olmaz falcıya, üfürükçüye, transandantal lavmancıya bel bağlar... ve bu uğurda hiçbir masraftan kaçınmazlar...

Hint yağı içmeye, dişlerini diktirmeye, midelerini küçülttürmeye, kullandıklarını zayıflama ilacının “minicik” yan etkisine katlanıp, çocuk bezi ile dolaşmaya bile gıklarını çıkarmazlar...
Ama... bunca uğraşa, bunca fedakârlığa rağmen...
Toplu ve global olarak şişmanlamaya devam ederler.

Varsın, Dünya Sağlık Örgütü... “glisemik endeksi düşük gıdalarla beslenin... az yiyin... hareketi artırın” desin...
“Çok biliyorsa gelsin kendisi yapsın” dercesine... koskoca bir İnsanlık Âlemi... otun, ağacın, kuşun, böceğin gözleri önünde, göz göre göre şişmanlamakta, epidemik bir hızla obezleşmektedir.

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (21)

TIRMANAN BİR SÜREÇ
“Zayıflama Diyetlerinin Kara Kitabı” sayfa 133

Beslenmesi üzerinde kısıtlama amaçlı denetim kurmaya niyetlenen kişi, daha ilk andan itibaren kıtlığa direniş programını harekete geçirmekte, Hastalığa ilk adımlarını atmaktadır.

Beden “enerjiye ihtiyacım var” dediğinde “olmaz” denmekte; “doymadım” diye sızlansa “bekle” yanıtını almakta; önüne canının çektikleri değil, istemediği besinler gelmektedir.

Bir insan acıktığında yiyemezse, verilen miktarlarla karnını doyuramazsa, istediği besinlere ulaşamazsa... bunun adı, kıtlık mıdır... değil midir? Ne dersiniz?

Yaşamsal enerji yollarını her yöntemle açık tutmaya uğraşan beden ve bu yolları tıkamaya kararlı olan kişinin “bilinçli beyni” arasındaki mücadelenin tırmanarak... amansız bir savaşa dönüşmesi ise kaçınılmazdır.

Kısa süre içinde, alınan ilk önlemler yetmeyecek... kilolar ya istenilen hızla verilemediğinde, ya da fazlasıyla geri geldiğinde yeni önlemler bulup (öğrenip) uygulamak gerekecektir. Herkes kendi aklınca, bildiğince, çoğu zaman da “öğrendiğince” bir şeyler yapmaya... hâkimiyeti tekrar eline geçirmeye çalışacaktır.

Yetersiz kalan her önlem, yeni ve çoklukla daha sert tedbirlerin alınmasını gerektirecek... bedenin tepkileri ise giderek şiddetlenecektir.

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (22)

KISITLAMALI BESLENME HASTALIĞI'NI DOĞRU TANIYIN !

Kısıtlamalı Beslenme hastalığı başlayınca... gelişirken...
Anoreksiya'ya ya da bulimia'ya yakalanmayanlarda da...
Kompülsiyonlar ortaya çıkmakta, denetim kayıpları ile yemeler yoğun suçluluk, pişmanlık, utanç duygularına yol açmaktadır

“Sıkı denetim”-”denetim kayıpları” dönemleri birbirini izlemektedir
Acıkmaktan, doymaktan korkular gelişmekte... bedenin enerji gereksinimleri reddedilir olmaktadır
Bazı besinler veya besin grupları şişmanlattıkları gerekçesiyle sofradan kaldırılmakta ya da kısıtlı tüketilmeye çalışılmaktadır

Dış görünüşe, estetiğe verilen önem artmakta... tartı, bel inceliği, beden yağ oranı, beden kütlesel endeksi saplantıları gelişmektedir
Diyetlerle başa çıkılamayan fazlalıklara, telafi yöntemleri ile müdahale eğilimleri görülmektedir
Zayıflama ilaçları, ürünleri kullanılmakta... mucize ürün-besin beklentileri gelişmektedir

Sporun, hareketin artırılarak, zayıflanabileceğine olan inanış güçlenmekte... spor yapamamak, yapılan sporu bırakmak suçluluk duyulmasına yol açmaktadır
Kilo iniş ve çıkışları, ruhsal dengeyi ciddi olarak etkiler hale gelmekte... kilo alma-verememe korkusu giderk paniğe, kilo terörüne dönüşmektedir
Yemek-yememek mücadelesi yaşamın her anında ön plana geçmeye başlamakta, diğer olağan hayat faaliyetlerini engelleyebilmektedir

Gerginlikler, huzursuzluklar... hatta sevinçler ile besin alımı arasında bağlantı oluşmakta, bedenin enerji ihtiyaçları yerine duygu ve heyecanlar yemek yedirir olmaktadır
Duygu ve heyecanların yemek eylemini başlattığının tespitiyle, dış dünya ile olan ilişkilerin mümkün olan en aza indirilmesi girişimi görülmektedir
Özgüven, özsaygı kayıpları belirmekte... çoğu zaman ağırlaşarak bireyin kendini aşağılamasına, küçük görmesine yol açmaktadır
Mutluluk projeleri, “ince olduktan sonra”ya ertelenebilmektedir

Az yiyebilmek, kendine hâkim olabilmek gerekçeleri ile ödül-ceza sistemleri beslenmeye sokulmaktadır
Denetimi elde tutabilme çabaları yoğunlaştıkça... yargılama ve karar verme mekanizmaları etkilenmekte... kilo, incelik, spor yapılıp yapılmadığı, diyete uyulup uyulmadığı, sağlıklı beslenilip beslenilmediği... diğer insanları ve kendini ölçüp biçmede öncelikli ölçüt haline gelmektedir
Kısıtlamalar zemininde depresyon, panik atak, paranoid eğilimler sık gözlemlenmektedir.

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (23)

EVDE ÖNLEM ŞART
“Zayıflama Diyetlerinin Kara Kitabı” sayfa 139-140


... “Çocuklarla birlikte oturmamalıyım masaya. Onlara hazırladığım yemeklerden yiyorum, tabaklarında kalanları bitiriyorum, dikkatim dağılıyor... çok yiyorum... benim için çok tehlikeli... ben önceden yemeliyim, onlara da ayrı sofra hazırlarım”...
Evde diyete başlayan tek bir kişi bile olsa, bunun eve, paylaşılan hayata yansımaması imkansızdır.
Kimisi kendi “diyetetik yemek ve düzenini” diğerlerine dayatmaya kalkışır... kimi de çareyi ayrı, hatta gizli yemekte bulur.

Bir çok diyetzede için “boğazını tutmayı” başaramadığını itiraf etmek göze alınabilir, dayanılabilir bir yük değildir.
... “Anlatmaya kalksam da anlamazlar” ... “Nasıl olur da, herkesin becerdiğini ben yapamıyorum, anlayamıyorum kendimi”
derken yaşanan yoğun utanç duygusu diyet kurbanını saklanmaya, diğerlerinden uzaklaşmaya itmektedir.

... “Dur senin yemeğini ısıtıp getireyim... ben bakarım kapıya... haberleri izleyeceğim, siz yiyin”...
Bir bakarsınız, sofraya birlikte oturduğunuz kişi buharlaşmış... bir o, bir bu diye gitmiş, gelmiş... yemeği “asgari hasarla” atlatmaya çalışmıştır.

Aynı çatı altında yaşayanlardan birinin, beslenmesini denetim altına almaya başlaması, kaçınılmaz olarak ailenin diğer fertlerini de etkilemektedir. Hazırlanan yemekler değişmekte, “light”laşmakta, alışılmış, sevilen gıdaların sofraya gelmesi ise seyrelmektedir. Kısıtlamadaki kişi yaptığı işin doğruluğuna inanarak çevresindekilerden de “doğru beslenme kurallarını” benimsemelerini isteyebilmekte... bazen diğerlerini de etkileyip, bu sürece çekebilmektedir...

Ama tersi de mümkün! Olup bitenlerin, neden aç kalmaları gerektiğini anlamayan diğer fertlerin yoğun tepkisine yol açması olasılığı da var. Böyle olduğunda, diyet yapmaya çalışan kişi diğerlerini, açıktan veya kendi iç dünyasında gizlice, zayıflamasını kösteklemek için ellerinden geleni yapmakla suçlamaya koyulabilmektedir.

Aile fertlerinin birden fazlası diyet yapıyor olsalar bile,
farklı inanışlar sorunlara, sürtüşmelere yol açabilecektir. Örneğin biri “şekeri, tatlıyı kesmeye” çalışırken, diğeri “kahvaltı şart” diye tutturup sabahın köründe kalk boruları çalmaya başlayabilecek... içtimada eksik olanları hizaya sokmaya çalışabilecektir.

Aynı önlemlerin gerekliliğine inanılsa bile, kısıtlamalı beslenme sürecindeki ailenin sofrası dertsiz, sorunsuz olmayacaktır. Diyetzede’lerden biri sofra ve yenenler üzerinde kontrol kurmaya kalkıştığında, diğerlerinin tahammül sınırlarını zorlayabilecek, ya da tam tersi olacak, diğerlerince laçkalıkla suçlanabilecektir. Organizmalarının göstereceği farklı yoğunlukta ve farklı zamanlardaki denetim kayıpları da ayrıca problem yaratabilecektir:
“Sende kabahat, getirmeseydin tepsiyi, ben yemeyecektim”.

Herkesin diğerlerinin bekçisi olmaya yeltendiğinde, gizleme eğilimlerinin... diğerlerine duyulan hınçların alevlenmesi, çoğu kez “tıkınmaların” bahanesini oluşturabilecektir.

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (24)

ÇOCUKLARIM İÇİN KORKUYORUM
“Şişmanlamıyorum” sayfa 151-152

Huzurlu, bedeniyle barışık, kendinden emin bir kadın... annelik görevini üstlendiğinde... bir “beslenme nevrozu”na yakalanabilir.

“Şimdilik çocuklarım ince, ama zamanında müdahale etmez, gerekli önlemleri almazsam, hiç kuşkum yok... bu fazla sürmez onlar da şişmanlar!”
Böylesi telaşlara düşen bir anne çocuklarının da kilo sorunları riskleri taşıdığını düşünerek... sorumlu bir ebeveyn olarak... dikkatli baktığında yavrusunun göbeğini biraz yuvarlaklaştığını, bacaklarının kalınlaştığını fark ederek... korkularında haksız olmadığına kanaat getirerek...
Aklının kocaman bir bölümü çocuklarının (ya da çocuğunun) obez olacağı, gelecekte fazla kilolarına bağlı sosyal ve fiziksel sıkıntılar yaşayacağı fikirlerine takılıp kalacak... zihni her türden felaket senaryolarının istilasına uğrayacaktır.

Obezite salgınından dem vuran medyatik bombardıman, beslenmek, yemek yemek gibi keyifli bir alışkanlığı, ailesini beslemek gibi –bazen yorucu olsa da- zevkli ve tutkulu bir eylemi, karmaşık, içinden çıkılması güç bir sorunlar yumağına dönüştürebilir. Anne (genellikle) tutanaklarını yitirebilir, sağduyusu felce uğrayabilir. Her an ona “hep yanılmakta, yanlış yapmakta”... beslenmeyle ilgili tüm bildiklerinin (yaptıklarının) hatalı olduğunun ve konunun bir uzmanlık alanı olması gerektiğinin hatırlatıldığı bir ortamda... kuşkuları karabasana dönüşebilir...
“Aman Tanrım, çocuklarımın başına neler gelecek?”...
İşte o zaman gelsin “kalori avı”...

Ailesini, çocuklarını koruma içgüdüsü dürtülenen bir anne... doğruları öğrendiğini ve yaptığını sanarak... tüm ailesini kısıtlamaya sokabilir... tüm dengeleri altüst edebilir.

Üstelik, çocuklarıma örnek olayım, yediklerime dikkat edeyim, derken... kendisi de Kısıtlamalı Beslenme Süreci’nden nasibini alarak... şişmanlamaya başlayabilir.

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (25)

EVİN YENİ HÂKİMİ
“Zayıflama Diyetlerinin Kara Kitabı” sayfa 141-142


Kısıtlama mikrobu’nun tek ve mutlak hâkim’e dönüşmeye başladığı evlerde... sofrada keyifle yemek yemek, dertleri, tasaları, sevinçleri paylaşmak gibi insani davranışlar yerini süratle yoğun ve sürekli bir gerginliğe bırakacaktır.

Ailesel kısıtlama ortamının hüküm sürdüğü bir evde dünyaya gözlerini açan, yaşamını sürdürmeye çalışan çocukları nice güçlükler, tehlikeler beklemektedir:

Acıkma, doyma, tokluk sinyallerini yitiren ebeveyn, çocuklarının beslenme duyumlarını anlayıp doğru yorumlama yeteneğine sahip değildir...
İnce olmak, şişmanlamamak hep gündemdedir ve bu ortamda büyüyen çocuğun kilo korkusuna yakalanmaması olası değildir; çocukların, şişmanlarlarsa anne ve babalarının kendilerini sevmeyeceklerini düşünebilmesi bir başka güçlü ihtimaldir...

Arkadaşlarının şişko diye alaya aldığı bir çocuk “şişko, kötü, değersiz” olmadığının anne ve babasının dudaklarından dökülmesini beklemekte, ama çoğu kez “sen de yediklerine biraz dikkat et... güzelim” türü uyarılarla karşılanabilmektedir...

Sofra düzeni ya çok bozulmuş, ya da tamamen ortadan kalkmıştır. Yemekler ortak sofrada değil, neredeyse kaçamaklarla yenmektedir; çocukların neyi sevip sevmediklerini, nelerin karınlarını doyurabileceğini öğrenebilecekleri aile sofrası eğitici, model oluşturucu özelliklerini yitirmiştir...
Besin yelpazesi daralmış, “şişmanlattığı” gerekçesiyle birçok gıda bu yelpazeden çıkartılmıştır; vitamin, mineral ya da besinsel yapı taşları eksiklikleri pusuda beklemektedir...

Kendi kilo sorunlarını çözmekte güçlük çeken, başarısız olan anne-baba kilo korkularını çocuklarına eksiksiz aktarmaktadır...

Anne - baba, çocuklarının gelişim eğrilerindeki doğal hızlanma ya da yavaşlamaları yorumlayamamakta, 6 yaş civarındaki fizyolojik yağlanma atağı, ya da erginliğe geçişteki fizyolojik “kalınlaşma”, “eyvah, yavrumuz da şişmanlıyor” korkusunu depreştirip ebeveynin kısıtlamaları çocuğa da dayatma girişimlerine dönüşebilmektedir...

Çocuklarda... Gençlerde...
Anoreksiya... bulimia... şişmanlık... obezite...
Hiçbiri nedensiz değil.

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (26)

KİLO TERÖRÜ
“Zayıflama Diyetlerinin Kara Kitabı” sayfa 149-151


Kilo korkuları... tartı saplantıları kısıtlamalı beslenme sürecinin vazgeçilmez aktörleridir.
“İdeal kilo”nun durmaksızın aşağılara çekildiği, ağırlığın doğal kontrol mekanizmalarının sözünün bile edilmediği bir dünyada kilo korkusunu beyinlere sızdırmak çocuk oyuncağıdır.

Zayıflamak veya kilo almamak umuduyla, kısıtlama mikrobunu yaşamlarına buyur edenler, bu korkunun hayatlarını istila edecek bir saplantıya... kilo terörüne dönüşme riskini taşıdığını tahmin etmekten çok uzaktırlar.

Giriştiği zayıflama diyetini “sonuç alamadan” bırakanlar kadar, hatta belki de onlardan daha fazla, “başaranlar”da, kilo korkusu giderek artmakta... zayıflayanlar tekrar şişmanlamaktan korkmaya devam ettikçe, onlar için kilo sorunları çözülmemekte, tam aksine ağırlaşmaktadır.

İncelmiş görünümünü ya da nihayet ulaştığı “sağlıklı ideal kilosunu” muhafaza için yeni fedakârlıkların, yeni yoksunlukların göğüslenmesi gerekeceğini hisseden birey korkunun bir üst basamağına sıçramıştır. Önlemler sıkılaştırıldıkça kilo korkusu kilo terörüne dönüşmektedir...

Çok yiyorum:
Kısıtlamalı beslenme sürecinde... besin alımı ile enerji gereksinimleri arasındaki iletişim kopuktur... birey, çok yemiş olduğuna, kafasındaki kısıtlama inanışları ile kanaat getirmekte... kilo korkusu yoğunlaştıkça, sınırlarını giderek daraltmak zorunda kalmakta... küçük miktarlarla bile, çok, hatta aşırı yediğini düşünmektedir.

Şişmanlıyorum, hayatım iyice mahvolacak:
Ağırlık kontrolü saplantıya dönüşmekte... yaşam kiloların iniş çıkışlarına endekslenmekte, mutluluğun zayıfladıktan sonra elde edilebileceği, incelerek hak edileceği düşüncesi güçlenmektedir. Şişmanladığı ya da zayıflamasını aksattığı korkusuyla birey, hayatının dayanılmaz olacağına, berbatlaşacağına inanmaktadır

Çok üzülüyorum, kendimi harap ediyorum, bunalıyorum, geriliyorum:
Hayatının, verdiği kararlara uyma güçlülüğünü gösteremediği için, kendi suçuyla, kötüye gitmekte olduğunu düşünen kişi... sıklıkla iç dünyasında, durulana dek başka bir şey düşünme ve yaşama fırsatı vermeyen yoğun olumsuz heyecanların gerginliklerini tadar.
Sonra da kalkıp, bu sıkıntılarını gidermek, bu yıpratıcı fırtınaları dindirmek umuduyla...
Yapmayı istediği en son şeyi yapar: Yemek yer.
Ve tekrar çok yediğine kanaat getirip... en baştan...

“Kafa da kendilerinin, çatalı ağza götüren el de... yemeyeceğim desinler, yemesinler!” diyenler... olup bitenlerden hiç ama hiçbir şey anlamamışlardır!

Verilemeyen kiloların hayatı berbat etmekte olduğunu hatırlatan öyle çok fırsat vardır ki:
Ayna önünden geçmek... elbiselerinin sıktığını hissetmek... ince bir insan görmek... şişman bir insan görmek... tartılmak... kilolarla ilgili uyarılara maruz kalmak... vücudun hatlarını gösteren giysiler giymek... gazetede kilolarla ilgili bir haber okumak... bedenine göre elbise bulamamak... karnını şiş hissetmek... daha önce giyilebilen bir elbiseye girememek... ilkbahar, yaz, ... televizyonda kilo, obeziteden bahseden bir program izlemek... bir davete gitmek zorunda kalmak... kötü beslendiğini düşünmek... sınır kiloya ulaşmak... 1 kilo almak...
da kilo terörünü alevleyebilmektedir.

Kısıtlamalı Beslenme Süreci'nde, bedenin yemeye itmek için kullandığı “eziyet yöntemleri”nin en etkini gerginlikleri, huzursuzlukları, mutsuzlukları çözmek için yedirmektir. Kilo terörünün ağına düşenlerde... yaşanan olumsuzlukları yiyerek giderme eğilimi yerleşmiş, besine iten yollar eksiksiz açılmıştır.

Fark ettiniz mi?
Çok yedirebileceği kaygısıyla beslenmeden dışlanan “acıkma”nın dışında... hemen hemen her şey bu insanlara yemek yedirmekte, hem de fazla fazla yedirmektedir.

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (27)

ZAYIFLAMA DİYETLERİ KADERİNİZ DEĞİL !

Zayıflama diyeti tuzağına düşmeden...
Enerji kısıtlamalarını sofranızın baş köşesine oturtmadan...
Ruhsal ve bedensel sağlığınızı açlık ve kıtlıklara kurban etmeden...

Ağırlık dengeleme yeteneğinizi yeniden ele geçirip, besinlerle barışarak... kilo sorunlarınıza çözüm bulmak, fazla kilolarınızdan kalıcı olarak kurtulmak mümkün. Diyetsiz Kalıcı Zayıflama'nın tüm inceliklerini kitaplarımızda, elden geldiğince açık bir dille anlattık. Eykitabımızın bundan sonraki satırlarında... Zayıflamak'tan alıntılarla, ilk adımları atma hevesini size vermeye çabalayacağız.

Acıkarak yemek yeme alışkanlığını kazanan, sofradan doymadan kalkmama kararlılığını gösterenler... tok olduklarında değil tıkınmak, yemek ihtiyacı bile duymuyorlar. Sevdikleri yemeklere masalarında yer açmayı becerenler, tatlı, çikolatalar peşinde nefeslerini kaybetme sıkıntısından kurtuluyorlar.

İhtiyaçlarının güle oynaya karşılandığını... yasakların, açlıkların bir daha geri gelmemek üzere sonlandığını fark eden insan organizması...
Bir yandan harcamalarını artırarak, öte yandan depolardaki yağları harcamalarda kullanarak... fazlalıklarını atıyor...
Diyetsiz Kalıcı Zayıflama eziyetsiz gerçekleşiyor!

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (28)

UYGULAMADA NELER YAPACAĞINIZI BAŞTAN BELİRLEYELİM:
“Zayıflamak”... sayfa 104

Acıkmayı tekrar öğreneceksiniz
Acıkmaya uymak için çaba göstereceksiniz
Doymanın farkına varmaya çalışacaksınız
Doymayı tekrar öğreneceksiniz

Doyduğunuz noktanın yakınlarında durmaya çalışacaksınız
Bunu yapabilmek için, doymayı aşmayı öğrenerek... bariyerleri ayağa kaldıracaksınız
Acıkarak başlanan ve doymayla sonlanan yemekleri sosyal yaşamınızın içine oturtmaya çalışacaksınız
Yemeğe ulaşabildiğiniz saatlerde karnınızın acıkmasını sağlamak için çaba göstereceksiniz, acıkma, doyma, tokluk sinyallerini kendi yaşamınızın ritmine oturtacaksınız

Tokken yemek yememeyi öğreneceksiniz
Tokken yemek yiyebilmeyi de öğreneceksiniz

Ağırlık dengeleme yeteneğini bir daha geri kaybetmemek ve böylece zayıflamanızın ve sağlıklılığınızın kalıcı olması için gerekli alt yapıyı oluşturacaksınız...

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (29)

ACIKMA DUYUMU EN BÜYÜK DOSTUM...
“Zayıflamak”... sayfa 105

... Acıkma sinyalini tekrar eksiksiz olarak öğrendiğimde, kilo sorunumun çözümünde en büyük adımı atmış olacağımı hissediyorum. Yemeğe acıkarak başlamak demek, bir önceki yemekte aldığım enerjinin tamamının organizmam tarafından tüketilmiş olduğu anlamına geliyor... öyleyse? Acıkıp yemeğe başladığımda, bir önceki yemekten bu yana enerji stoklamış, şişmanlamış olma ihtimalim yok... bunu bilmek beni rahatlatıyor... o zaman? Bundan bir sonraki yemeğe de acıkarak başlayabilirsem, aldıklarımı harcamış olduğum için, yine stok mtok artmayacak demektir...
Acıkarak yiyeceğiniz daha ilk yemekten başlayarak, besinlerin bu koşulla size nasıl keyif vereceğini, nasıl lezzetli geleceğini gözlemlemenizi öneririz. Doğa, enerji ihtiyaçlarının karşılanmasını hatırlatmak için, acıkarak yenilen yemeğin başlangıcına zevk ögesini koymayı unutmamıştır.

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (30)

NEREM ACIKACAK? ACIKMAYI NEREDE HİSSEDECEĞİM ?
“Zayıflamak”... sayfa 106-107

... Karnım... tabii ki karnımda hissedeceğim... nerede olacak başka? Burnumun ucunda değil ya! İnsanın dizinin, serçe parmağının, bileğinin... veya tövbe tövbe... şey, kulağının acıkmayacağını biliyordum, ama nedense benim karnımın değil, kafamın acıktığını fark etmemiştim.

... “Acıkıyor musun?... Tabii ki acıkıyorum, yoksa niye yiyeyim?... Emin misin?... Şeyy... Neren acıkıyor, elinle gösterir misin?...” elim havaya kalktı ve asılı kaldı... arkadaşımdan utanmasan beynimin tam orta yerini gösterecektim... “Galiba bilmiyorum...”

... Öğrenmem gereken karnımın acıkması, bir anlamda fiziksel bir his... Bundan önce kafam açtı, gözüm açtı, belki de ruhum açtı ve ben acıkıp acıkmadığımı bile kendime sormadan, yememeye çalıştıkça daha çok yiyordum...
... Biraz düşündüm, gidip kontrol edeyim, dedim. Hiç kilo sorunları olmayan, diyet falan da yapmadıklarını bildiğim birilerini bulup bir “araştırma” yapmaya karar verdim. Kendimi hazine peşinde zehir hafiye gibi hissediyordum. Punduna getirdim, öğle yemeğinde masalarına oturdum. Lafı biraz döndürüp, “yahu sizin nereniz acıkıyor, bir gösterir misiniz?”deyince, kocaman kahkahalarla birlikte, elleri tereddütsüz karınlarına gitti. “İşte burası! Hem de şimdi öyle bir acıktı ki, biraz daha saçmalayıp, yememi engellersen nasıl guruldadığını bile duyacaksın...”

Karın bölgesinde hissedeceğiniz acıkma sinyalini farklı bireyler, farklı sözcüklerle dile getirebilmekte... kimi “kazınıyor”... kimi “içim kıyılıyor”...kimi “karnımın ortasında bir boşluk oluşuyor” demekte... kimi “içe doğru bir çekilme”den söz etmektedir... tüm hisler gibi sözcüklere dökülürken, ifadeler farklı olabilmektedir. Çevrenizde “acıkmasını iyi bilen” dostlarınızla kendi anlatımınızı karşılaştırmanız... acıkmayı tanıma çabanızı kolaylaştıracaktır.

Bizim gözlemimiz, acıkmalarını lokalize etmeleri istenenlerin... karın bölgesinde işaret ettikleri noktanın da farklılık gösterdiğidir. Bazıları daha çok yemek borusunun izdüşümünü hatırlatırcasına yukarılara çıkmakta... bazıları tam aksine acıktıkları “nokta”yı, daha aşağılarda göbek çukurunun altında göstermekte... kimileri ise daha yaygın bir bölgeye elleri ile sıvazlayarak işaret etmektedirler.

Ne sözcükler, ne de lokalizasyonu bir saplantı haline getirmeden... kendi acıkma duyumunuzun... size nasıl haber verdiğini hatırlamakta, ya da yeniden öğrenmekte gecikmeyin!

Ağırlık dengeleme Yeteneği'nin mekanizmalarını harekete geçirebilmenin başka hiçbir yolu mevcut değil.

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (31)

TAMAM, BİR ŞEYLER HİSSEDİYOR... VE 2 KEZ ACIKMA ALIŞTIRMASI YAPIYORUM. ACIKMAMI SADECE 2 KEZ BEKLETİYORUM!
“Zayıflamak”... sayfa 113-114


... Acıkmamı ilk hissetmeye başladığımda... hemen yemek yerine “bekletiyorum”. Ya iyi öğrenemez, yeterince gözlemleyemez de başka şeylerle karıştırırsam, kaygısıyla 2 kez karnımın ilk belirtileri verdiğinde yemeğe yönelmek yerine... biraz bekliyorum. Kendimi yıpratmak niyetinde değilim. Yarım saatten fazla sabretmeme gerek yok... yarım saat boyunca neler olup bittiğini, karnımda neler döndüğünü... bedenimi ve kendimi dikkatlice dinliyorum...

Acıkma sinyalinden bir süre uzak kalmış kişiler için, bu duyumu yorgunluk, uykusuzluk... gibi hallerin yarattığı fiziksel belirtilerle karıştırma ihtimali mevcuttur.
Böyle bir riski ortadan kaldırmanız “acıkmanızı 2 kez bekleterek” kolaylıkla mümkün olacaktır. İki kez yarım saat beklediniz mi, bu sürede karnınız guruldasın, guruldamasın... acıkmayı bir daha başka şeylerle karıştırma olasılığınız kalmaz.

YANİ, ilk belirtileri alır almaz yemeyin... 30 dakika bekleyin ve bu süre içinde kendinizi, karın bölgenizi gözlemleyin... neler oluyor, farkına varmaya çalışın... AMA lütfen, bekleme süresini artırmaya kalkışıp... ya da “demek ki bunu sık yapmak gerekirmiş” deyip gereksiz sıkıntılar çekmeyin.
Hedef kendinize eziyet etmek değil, nefsi terbiye hiç değil!

“Diyetsiz Kalıcı Zayıflama” uygulamasında size en büyük yardımı sağlayacak “acıkma haberini” bir daha unutmayacak şekilde öğrenmeye çalışıyorsunuz. İstiyorsunuz ki, göstereceğiniz bu basit çabayla, elden geldiğince kısa sürede, acıkma sinyali, tereddüte yol açmayacak şekilde duyumlarınız arasında yerini alsın.

Kalkıp, “ben her sefer karnımı guruldatayım ki, hata yapmamayım” derseniz, ya da acıktığınızı hissetmeye başladığınız halde, “ne kadar beklersem, o kadar çok kalori yanar... zayıflamama da hızlanır” diye düşünürseniz... bedeninizle barışmakta gecikir, kıtlığın bittiğin ilanda o denli zorlanırsınız.

Unutmayın! Ne bir kez, ne de üç!... Ne de yarım saatten fazla!...

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (32)

ACIKMAYI ÖĞRENİRKEN NELERLE BESLENMELİYİM ?
“Zayıflamak”... sayfa 124


Yanıtımız hiç tereddüt etmeden sevdiğiniz besinlerle olacaktır.

Eğer ilk andan başlayarak “kıtlığa ve kıtlık ihtimaline” kalıcı darbeler vurmak istiyorsanız,... ağırlık dengeleme yeteneğinizin geri kazanılmasını kolaylaştırmak istiyorsanız... gözünüzü, nefsinizi... ruhunuzu ve tabii bu arada karnınızı doyuracak besinleri zaman yitirmeden yeniden sofranıza taşıyın... bakıp yalanmak için değil, oturup afiyetle, zevkle yemek... dostlarınızla paylaşmak için,... yediklerinizin ve hayatın tadını çıkarmak için.

Serbest(!) yani şişmanlatmadığına ya da zayıflattığına inanılan besinleri yiyerek, yemeye çalışarak verilen kiloların... koşa koşa ve fazlasıyla geri geldiğini artık biliyorsunuz. Yasak besin- serbest besin şemasını kurmanın hem yasağından, hem de serbestinden fazla (yani ihtiyacınızın ötesinde) yemekle sonuçlanacağını bildiğiniz gibi...

Sevdiğiniz besinlerle karnınızı doyurmanız, diyetsiz kalıcı zayıflamanızın sağlam temellerini oluşturabilmenin vazgeçilmez koşuludur.

Hiçbir besin grubunu dışlamadan, diyetçilerin “sağlıklı eşittir zayıflatan gıda” tuzaklarına düşmeden... kendi ekonomik koşullarınızın elverdiği, mümkün olan en keyifli mutfağı, mümkün olan en kısa sürede tekrar oluşturmanız sizi gerçekten ve kalıcı olarak zayıflatacaktır.

Bedeninizin yeniden ağırlığı dengeleme ve gereksiz fazlalıkları “eritme” görevini üstlenmesini ancak sevdiğiniz besinlerle beslenerek sağlayabilirsiniz.

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (33)

NE KADAR SÜRECEK BU ACIKMAYI ÖĞRENME İŞİ ?
“Zayıflamak”... sayfa 130

Gerektiği kadar! Yani, acıkmayı gerçekten öğrenmiş olduğunuza... başka bir şeyle karıştırmayacağına siz emin olacak, bir sonraki adıma geçmek için kararı siz vereceksiniz.

Hadi, bizden biraz cesaretlendirme:
En hızlı öğrenenler... 3-4... birkaç gün içinde takip eden aşamaya geçmeyi kararlaştırdılar!

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (34)

BİR TOPARLASAK...
“Zayıflamak”... sayfa 131-133

... Bir toparlasak, hiç fena olmaz...

Bu evrede, hedefiniz acıkmaya uymak değil, harcamalarınızla, yedikleriniz arasındaki ilk bağlantıyı tekrar kurmak... bedeninizin size enerji gereksinimi olduğunu haber verebilmesine fırsat tanımaktı. Kimileriniz hızlı, kimileriniz daha yavaş bu ilk hedefinize ulaştınız (ki devam etmek istiyorsunuz).

Acıkma sinyalini net olarak tanıdığınızdan emin olmadan ikinci adıma geçmeyin!

Bazılarınız için frene basmak durumunda kalırsak... bizi hoş görün! İkinci adımda ilerleyebilmenizin temel dayanağı yeniden tanıyabilir hale gelmek için uğraşıp didindiğiniz “acıkma sinyali” olacak. Emin değilseniz, ya da acelecilikle “haydi hop... ikinci adıma zıplayıvereyim” tasarlamalarında iseniz... “ııh!, bir işe yaramayacaktır” uyarısında bulunmak zorundayız.

Eğer tanımadığınız, tanımlayamadığınız, gelip gelmediğini bilemediğiniz, sizin için uzak bir ülkenin ilk defa duyduğunuz dilinden daha fazla bir anlam ifade etmeyen bir “acıkma sinyali” ile yola devam etmek niyetindeyseniz, “yapmayın! Başa veya biraz daha geriye dönün... adımınızı sağlam basın” deriz.

Zorluklar olmadı değil. Bazen yıllardır doğru diye kabul ettikleriniz frenledi sizi... cesaret gösterdiniz, üzerine gittiniz... kuşkularınızı, çevrenizde yaptığınız gözlemleri akıl süzgeçlerinizden geçirerek dağıttınız.
Bazen de, çevrenizdekiler sizin için geride kalmaya başlayan “öğrenilmiş inanışları” ile sizi yargıladılar, etki etmeye çalıştılar... böyle yersen... bu saatte yersen... gibi cümlelerle sizi tekrar “doğru diyet yoluna” çekmeye çalıştılar... Direndiniz... kâh sabırla ne yapmakta, nasıl yapmakta olduğunuzu anlattınız... kâh canınızı sıktılar, “aman ne halleri varsa...” deyiverdiniz.

Diyette olsunlar, olmasınlar... kilo sorunlu olsunlar, olmasınlar “diğerlerini” anlama çabasının size aslında kendi beslenmenizi... kendi geçmiş sıkıntılarınızı anlama fırsatı verdiğini fark ettiniz, sizi “bekledikleri gibi” beslenmediğiniz için yargılayanları siz yargılamadınız... “kilo sabotajcılarım” diye etiketlemediniz...
Birçoğunuz, belki de kısa bir süre önce hiç aklınıza gelmeyecek bir şeyi hayata geçirerek, acıkmanızla tanıştınız... barıştınız. Devam etmek arzusunda olduğunuza göre, aslında acıkmanın sizi hiç de fazla yedirmediğini de fark etmeye başladınız.

Biliyoruz... tahmin ediyoruz, hızlı gitmek, bir an önce “iyileşmek”, zayıflamak istiyorsunuz. Bizse gelin bu işi tadını çıkara çıkara, sofrayla, yaşamla barışmanın zevkini yaşaya yaşaya, ağır ama emin adımlarla yapalım deriz...

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (35)

EVET, ARTIK ACIKMAM NETLEŞTİ...
“Zayıflamak”... sayfa 134

... Karnım konuşuyor! Acıktın, diyor. Tatlı tatlı başlayıp, giderek güçlenen bir sesle... hatta yanıtlamakta gecikirsem, sanki biraz kızıyormuş gibi yaparak bana haber veriyor. Şaşırmıyor değilim: saatler biraz saçma sapan... Beklediğim, daha önceleri yemeye alıştığım saatlere, kendimi yemeye programladığım zaman dilimlerine pek uymuyor “zillerin çalması”... bazen hazırlıksız bile yakalanabiliyorum...

Tek tek kağıda dökmeye kalksak, her birinizin farklı sözcüklerle anlatacağı bir şekilde... aynı haberi, acıktığınızı, yeniden enerji depolarınıza takviye yapmak gerektiğini..., hiçbir kalori hesabı yapmak zorunda kalmadan “duyuyorsunuz”... Evet, artık sinyal geliyor ve tarafınızdan anlaşılıyor...

Bu ikinci adımda acıkmaya uymak için çaba gösterecek ama bir yandan da “doyma”nın, doğanın sizin için de fazla yemenizi engellemek için “bariyerler” öngörmüş olduğunun farkına varmaya çalışacaksınız...

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (36)

KARNIMI ŞİŞİRMEDEN DE, DOYDUĞUMU FARK EDİYORUM
“Zayıflamak”... sayfa 153-155

... Doymak benim için karnımın iyice bir şişmesi, gerilmesi demekti. Kendimi ramazan davulu gibi hissetmeden, “eh, şükür, bu sefer de doydum” diyemiyordum. Yarış arabası hızıyla yemeğe başlıyor, jet tayyaresi gibi devam ediyor... sonunda da duvara çarpmadan duramıyordum. Sonra da gelsin “ahh’lar, uff’lar”... sağıma yattım olmadı... soluma yattım soluyamadım... bir daha mı böyle yemek, tövbe, deyip ertesi gün aynı terane... yenecekler bitmeden... tumba şişmeden ne dur ne de durak!
Acıkarak yemeye başladığımdan bu yana, bana bir haller oldu... dün ailecek restorandayız, ben tabii alışkanlıkla bir buçuk iskenderi çekmişim önüme... karnım da acıkmış, afiyetle başlamışım yemeye... sonra laf lafı açtı, kızın üniversite imtihanı, oğlanın araba sevdası... derken garson sırtımda bitiverdi, beğenmediniz mi der gibi bir edayla “ısıttırıp getirmemi ister misiniz?”... İskender’ciğimin yarıdan fazlası, tabakta soğumuş bana bakıyordu... “Teşekkür ederim, doydum” demişim. Dün gece rahat uyudum.

... “Kafanızdaki kısıtlamaları bitirdiğiniz, kıtlığı ihtimali ile birlikte sildiğiniz andan itibaren... acıkarak başladığınız her yemekte, doyma sinyali burnunun ucunu gösterecek, sizi enerji ihtiyacınız doğrultusunda durdurmaya başlayacaktır”.

“Doymak” karnını şişirmek değildir... Yenecekler bittiği için durmak da değildir...

Doyduğunuza “diğerleri durduğuna göre, benim de durmam gerekir herhalde” diyerek karar veremezsiniz...
Sizin doyduğunuza “yaşına, boyuna, vücut tipine, kan grubuna...burcuna... göre hesapladık, bu kadarla doyman gerekir” gerekir diyenler hiç karar veremez...

Dün yeten miktarlar, bugün sizi doyurmayabilir... yarın fazla gelebilir...
Doyduğunuzu size söyleyebilecek yeterlilikte tek merci bedeninizdir.

“Ağırlık kontrolü mekanizmaları” hiç durmadan çalışmakta, alınan ve harcanan her bir kalorinin hesabını hiç yanılmadan yapmaktadır. Bedeniniz enerji stoklarının durumunu yaşamınızın her bir anında kalorisi kalorisine bilmekte ve bu stokları ustalıkla idare etmektedir.

Size düşen sadece, bu muhteşem kalori-sayar’ın size haber vermesine olanak sağlamak, ve dediklerini “dinlemek”tir.
Kendinizi ve bedeninizi kandırma ya da açlığa mahkûm etme sevdalarına kapılmaz, yapılamazı yapmaya kalkışmazsanız... bedeninizin “normal programı” doğanın sizin için öngörüp, genetiğinize yazdığı “doğal ağırlığınıza” sizi döndürmek için gereken her şeyi yapacaktır.

Doyma sinyali bu programın “durdurma ögesi”dir. Enerji ihtiyaçlarının “bir süre için karşılandığını” gören organizmanın, “şimdilik yeter” deyip, bunu size haber vermesidir.

Acıkmayla yemeğe başlamayı, beslenme davranışlarınızın temel direği haline getirip, basit ve “kendiliğinden” bir alışkanlığa dönüştürmeye başladığınız bu adımda... doymayla ilgili hedefiniz, sadece varlığının farkına varmak, “bariyerlerin” sizin için de mevcut olduğunu kavramak.

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (37)

DOYMAYI TEKRAR ÖĞRENİYORUM... UYMAYA ÇALIŞIYORUM... GELİŞMELER HIZLANIYOR!
“Zayıflamak”... sayfa 159

... Heyecanla karnımın acıkmasını bekliyorum. Sevimli ziller çalmaya başladı mı... doğru sofraya. Keyifle, iştahla yemeye başlıyorum. Ama sonra, çatalım yavaşlamaya başlıyor... masadakiler ilk dakikalardaki kadar cazip görünmez oluyor gözüme. Yemeye devam ediyorum... tam doyduğum anda durduğumdan emin değilim... ama “kendi anladığım kadarıyla” doymadan sofradan kalkmamaya çalışıyorum...
... İşin asıl zevkli kısmı sonrası... saatlerce aklıma yemek gelmiyor... eskiden hayatımın bir parçası haline gelip canıma okuyan, bütün günümü ve beynimi istila eden “nasıl yapsam da yemesem” düşüncelerinden ise hiç eser yok! İşime gücüme bakıyorum...

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (38)

SOFRADAN DOYARAK KALKMANIN ÖNEMLİ BİR AVANTAJIYLA TANIŞIYORUM...
“Zayıflamak”... sayfa 159

Henüz doyup doymadığınızdan tam emin olamasanız bile... sofradan “doymadan kalkmama” kararı alıp uygulamanız etkisini gecikmeden gösterecektir.

Acıkmadığınız zamanlarda, “yemek ya da yememek...” gibi düşüncelerle boğuşmak zorunda kalmamak... tarifi güç, ama bir kez tadıldı mı vazgeçilemez hale gelen... bir konfordur! İnsana gerçek sorunları ile uğraşma gücünü veren, sevinçlerimizin orta yerine limon sıkmayan... gerçek bir konfor.

Yaşamlarına, sofralarına kısıtlamaları bulaştırmamış olanların bu konforu her gün, istisnasız ve eksiksiz yaşadıklarını söylesek... bizi hemen anlayacağınızı biliyoruz.

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (39)

“DOĞRU BESLENME DAVRANIŞLARINI” ÇÖPE ATIYORUM !
“Zayıflamak”... sayfa 160-163

... Küçük tabaklarda minicik çatallarla yemeliymişim! Yutmadan önce iyice çiğnemeliymişim! Yemeğin ortasında mola alıp bir gezinip gelmeliymişim! Son lokmaları bitirmek için 20 dakika beklemeliymişim! Yemek biter bitmez hemen sofrayı terk etmeliymişim!
Tencereyi masada bırakmamalı, artanları hemen atmalı, planda olmayan ikramları reddetmeli, her yemekten önce yoga moga rahatlama alıştırmaları yapmalıymışım!
Gıda alış verişlerimi tok karnına, tokken özenle hazırladığım liste doğrultusunda yapmalı... hazırlaması kolay besinleri listemden çıkartmalı, ancak listemdekileri almama yetecek kadar parayla alış verişe çıkmalı, kredi kartımı evde bırakmalıymışım!
Evin orasına burasına besinleri dağıtmamalı, tehlikeli-şişmanlatan besinleri zaman yitirmeden çöpe yollamalı, kalanları gözümden uzak, ulaşılması zor bir yere yerleştirmeliymişim!
Davetlere gitmeden önce düşük kalorili besinlerle karnımı doldurmalı, restoranlarda ne yiyeceğimi önceden planlamalı, masada ekmek sepetine uzak oturmalı, su sürahimi ise yamacımdan ayırmamalıymışım.
Öğün atlamamalı, acıkayım acıkmayayım kahvaltıdan vazgeçmemeli, sık ama az yemeli, akşam sekizden sonra ağzıma sudan başka hiçbir şey koymamalıymışım!
Erken yatmalı, beni yedirebilecek “sözde dostlarımdan” uzak durmalı, yeni yol arkadaşları edinmeli, güvendiğim uzmanlardan destek alarak “kilo sabotajcılarımı” Taksim Meydanı’nda ibret-i alem olsun diye üçer beşer ...,
Sabah akşam dere bayır koşmalı, ama yorgun olmamalı, endişelenmemeli, depresyona girmemeli, kızmamalı, sinirlenmemeli... yoluma da her koşulda devam etmeliymişim!
Veee... yememek için aldığım bunca önleme rağmen yine de yersem tevekkülle durumu kabullenmeli, kendimi üzüp hırpalamamalıymışım!
Ne’yim ben? Pavlov Amca’larının kuçu kuçu’su mu? Elim yemeğe gittiğinde elektrik verecek aleti satmaya kalkışsalar alacak hale gelmiştim... önlemlere rağmen değil, önlemler yüzünden yeme delisi olmuş, tırlatmanın sınırları ile merhabalaşmaya başlamıştım...
Hepsi çöpe! “önlemleri, doğruları, kuralları...ne varsa!”


Sanırım farkındasınız, “kompülsiyonlarla” mücadele ediyoruz, yani kontrol kayıpları ile yemek yemeleri -azaltmayı demiyorum- ortadan kaldırmayı hedefliyoruz.

Kontrol kayıplarına, denetimi sıkılaştıracak yeni ve giderek sertleşen tedbirlerle karşı koymaya çalışmak yerine... kendi kuyumuzu kendimiz kazmakta ısrar etmek yerine...
Kompülsiyonların ortaya çıkmasına yol açan nedenlerin, gelişip artmalarına yol açan koşulların köküne kibrit suyu ekmekle meşgulüz.
Uğraşılarımız meyvelerini vermeye başladı bile...

Karnınızın doyması, doymaya başlaması... tekrar gibi olacak ama, kıtlığın kaybolmaya yüz tutması, kontrol kayıpları ile yemelerin önce azalıp sonra kaybolmasının, biyolojik temelini oluşturuyor. Daha basit söylemeye çalışalım: Doymanız ve bundan sonra aç kalmayacağınızı bilmeniz sizi yemekten kaçmaya çalışırken yemek peşinde koşmak zahmetinden kurtarıyor. Organizmanız sizi arkadan itmekten vazgeçiyor.

Ama bir de alışkanlıklar, kafanıza yerleştirilmiş inanışların davranışlarınızdaki tortuları var uğraşmamız gereken. Hani canım, hepiniz bilirsiniz... yıllar yılı ambalajlanıp paketlenip sizlere “doğru beslenme davranışları” diye satılan...
Siz uymaya çalıştıkça (diyetçilerin umut ettikleri, bilerek programladıkları) etkilerini beslenmenizde göstermekte gecikmeyen... siz “bilinçlendikçe” hayatınızı 32 kısım tekmili birden sulu göz bir “kompülsiyonlar dizisi”ne dönüştüren... öğütleyenlere bol kazançlar, size ise bol suçluluklar sağlayan “kurallar manzumesi”nden bahsediyoruz...

Geldiğiniz aşamada “bu doğru beslenme davranışlarının” nelere yol açtığını görecek, tartacak malzemeye sahip olduğunuzu tahmin ettiğimden... hepsi çöpe, diyoruz.

Kıyamam, üzerlerine not aldığım kağıtların hatıra değeri var, derseniz... bizden OK! Bakar bakar, tersini yapar, böylece de hâlâ kaldıysa, son kompülsiyonlarınızdan süratle kurtulursunuz...

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (40)

DOYMAMA UYMAK İÇİN ÇABA GÖSTERİYORUM...
“Zayıflamak”... sayfa 169-170

... Doymanın ne olduğunu, neden dostum olduğunu biliyor ve elimden geldiğince uymaya çalışıyorum... ama bir yandan da elimden biraz daha fazla gelsin istiyorum... yok yok vallahi saplantıya filan da çevirmiyorum...

Doymanızı “birazcık aşarak” sofradan kalkarsanız... bir dahaki sefere acıkmanız “birazcık gecikir.

Doymanızı “çok aşarak” sofradan kalkarsanız, hem karnınız sizi iyice bir rahatsız eder... hem de iyice geç acıkırsınız.
Olayın devamında daha karnınız acıkamadan yemeğe oturmak zorunda kalırsanız... hem yediklerinizden aldığınız zevki azaltır ve muhtemelen pek de birşeyler yiyemezsiniz... hem de iki yemek arasındaki sürede bedeninize “eskiden kalan fazlalıkları harcayabilme fırsatı”nı tanımamış olursunuz.

Karnınızı doyurmadan sofradan kalkarsanız (artık bunu kesinlikle az yiyeyim de çabuk yakayım diye yapmadığınızı biliyoruz) bir süre sonra yeme ihtiyacı duyarsınız...
Ya ara bir atıştırma ile bir sonraki öğüne kadar idare etmeyi seçersiniz...
Ya oturup karnınızı iyice doyurur, sonraki (planlanan) öğünü ihtiyacınız kalmadığı için unutursunuz...
Ya da dişinizi sıkıp planlanan öğün saatini beklersiniz, masaya aç kurt gibi kurulursunuz... bu son ihtimalin çok sık başınıza gelmemesi tercih edilir...çünkü işler tekrar kıtlığa benzeyebilir.

Tüm bu ihtimalleri bilmeniz, yaşayarak kontrol etmeniz... doymaya uymanızı kolaylaştıracaktır.

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (41)

TAŞLAR YERİNE İYİCE OTURUYOR...
“Zayıflamak”... sayfa 173-174

Hem acıkmanızı, hem de doymanızı tanıyor, hatta biliyorsunuz. Bir yandan bu sinyallere uymaktaki güçlükleriniz azalıyor, bir yandan da acıkacağınız saatleri yaklaşık (tıpkı kilo sorunları ile hiç tanışmamış olanlar gibi) tahmin edebiliyor, hatta hangi miktarların sizi doyurabileceğini üç aşağı beş yukarı kestirebiliyorsunuz.

Yasak besinler kavramı çoktan çöpü boyladı. Besinleri yine sınıflandırıyorsunuz ama kriterleriniz eskisinden çok farklı; artık sizin için az ya da çok kalorililer, glisemik endeksi düşük veya yüksek olanlar, şişmanlatanlar veyahut şişmanlatmayanlar değil... sevdiğiniz ve sevmediğiniz, hoşlandığınız ya da görmeye bile katlanamadığınız, hatır için tadına baktığınız ya da biraz daha yok mu, diye arayıp sorduğunuz besinler mevcut.

Buzdolabınız, mutfağınız... masanız giderek renkleniyor, neşeleniyor, çeşitlileniyor. Aile sofranız keyifleniyor, yeniden eski çekiciliğine kavuşuyor... dertler ve sevinçler masa etrafında paylaşılıyor...
Davetlere, restoranlara artık ayaklarınız titreyerek değil koşa koşa gidiyor, yemeğin sunulacağı saate acıkmış olarak gelebilmeyi beceriyorsunuz.

Öngörülmeyen ikramlar, iş yerinde sürpriz doğum günü pastaları artık hiç mi hiç korkutmuyor sizi; ikramları kimseyi kırıp incitmeden kabul ediyor, bir miktar yiyor, şenliklere kutlamalara tüm içtenliğinizle katılıyor, eğleniyorsunuz.
Vaktinizin büyük bölümünü artık tatlı, kurabiye hayalleri kurmak... yiyemediklerinizi yemekten kendinizi alıkoyabilmek için planlar geliştirmekle geçirmiyorsunuz.
Enerjiniz, beyin gücünüz,zamanınız artık size ait...

Hepsini sayıp dökemesek de,hayatınızda birçok şey değişti...İşte “diyetsiz kalıcı zayıflama” uygulamasının, üçüncü adımının sonunda gelmiş olduğunuzu tahmin ve umut ettiğim nokta...
Bazılarınız azıcık geriden geliyor olsa da... ziyanı yok, diyoruz... yaşam bir yarış değil ki!

Ve tabii kilolar... birçoğunuzda ibre aşağı doğru kımıldamaya başladı...tekrar diyet- dayatma tuzaklarına düşmemelerini sağlayacak altyapıyı en hızlı oluşturabilenler,aceleci davranmamayı... zaman zaman da olsa kısıtlamaları “biraz da ben hız vereyim” diye incelme süreçlerine tekrar bulaştırmamayı başarabilenler,tartıyı giderek unutmaya başlayanlar, önceliği terazinin ibresine değil de, yaşamlarının tekrar yaşanabilir hale gelmesine verenler en önde gidiyor.

Bu arada, bilmem hatırlatmaya gerek var mı?
Doğal ağırlıklarında veya altında oldukları halde, “diyetsiz kalıcı daha da zayıflayacağım” heveslerine kapılanlar ise, deyimi hoş görün... avuçlarını yalıyor.

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (42)

ZAYIFLIYORUM...
“Zayıflamak”... sayfa 175

... Karnım ve gözüm birlikte doymaya başladığından beri enerjim yerine geldi... artık güç bende... neyin beni zayıflattığını biliyorum... önüme çıkabilecek engellerin farkındayım, ama aşmayı da bileceğim... zayıflıyorum!

...Tok olduğum zaman yememenin beni hedefime götüreceğini biliyorum... ve yemiyorum... acıktığımda karnımı sevdiğim besinlerle doyurduğum için, tok olunca canımın bir şeyler istemesi azaldı... isterse, düşünüyorum... yesem mi yemesem mi? yersem, zayıflama sürecimi biraz yavaşlatmış olacağım, dünyanın sonu değil ama bir yandan da canımın istediklerini acıkmış olduğumda, çok daha fazla zevk alarak yeme şansım da var...yemezsem, acaba bedenime tekrar kıtlık sinyali mi vermiş olurum? Eksiklikler yoksunluklar tekrar başlar mı? diyet yapıyormuş gibi mi olurum?... düşünüyorum ve kararımı veriyorum... çoğu zaman sevdiğim, canımın istediği şeyleri yeme keyfini acıkmamla çakıştırmayı kararlaştırıyorum... ama bazen de “sefam olsun”diyor ve yiyorum... işte ben böyle zayıflıyorum!

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (43)

BİZ HEKİMLERE DÜŞEN GÖREV NEDİR ?
“Şişmanlamıyorum” sayfa 87


Her kitabımız biraz da hekim meslektaşlara bir çağrı, gizli bile olmayan, az bir çaba ile görülebilecek gerçeklere gözlerini açmaları için bir davet. Hastalar dertlerine derman, ya da bazen sağlıklı insanlar sağlıklarını koruyabilmelerine yardımcı olmamız için kapımızı çaldıklarında onlara kilo sorunları hakkında doğru ve güvenilir bilgileri verdiğimizden emin olmamız, gece yastığa başımızı koyduğumuzda gözlerimizi vicdanımız rahat kapatabilmemiz için şart.

Alışılmış, tekrarlarla sanki gerçeklermiş gibi kabul ettirilmiş “kilo önerileri” yaşlı dünyamızı inanılmaz bir süratle “felaket”e doğru sürüklüyor. Üç-beş kilo ver de, diz ağrıların geçsin -maalesef örnekleri çoğaltmak olası-, diye kendimizce “görevimizi yaparak” hafif yollu korkuttuğumuz insanlar... kapıldıkları kısıtlamalı beslenme girdaplarında hem şişmanlıyor, hem de sağlıklarını yitiriyorlar.

Gözlerimizi ve kulaklarımızı, ama belki de en önemlisi aklımızı bedenin ağırlık dengeleme mekanizmalarına açmanın zamanı çoktan geldi.

Günümüzde, hem diyetlerin, kısıtlamaların zararlarına, hem de organizmanın doğal kaynaklarını harekete geçirerek, ya da işlerliklerini koruyarak, kilo sorunlarının nasıl çözülebileceğine dair yeterince kaynak, her dilde, her türden ortamda mevcut. Eksik olan ne literatür, ne de kanıtlar.

Yeter ki biz hekimler başımızı diyetçi yaygaradan kaldırıp, insanların, hastalarımızın başlarına neler geldiğini görmeyi bilelim.

Umudumuzu hiçbir zaman yitirmiyoruz, hekimler silkindiğinde devran tersine dönecek... biliyoruz.

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (44)

MEDYA HİÇ DURMUYOR...
“Şişmanlamıyorum” sayfa 119-121


... Oynatmama ramak kaldı. Gazete, televizyon, İnternet sitesi el ele vermiş, işi gücü bırakmışlar şişmanlamanın sebeplerini sıralayıp duruyorlar. O kilo aldırır, bu kilo yapar, şöyle yapan şişmanlıyor, böyle yapan tombullaşıyor... Anlaşılan bu işin kaçarı yok, bir ölüme bir de kilolara çözüm mevcut değil! Tek anlamadığım benim niye şişmanlamadığım. Yoksa ben insan değil miyim?

Gün geçmiyor ki, medya... medyalar -dünyanın dört bir yanında- şişmanlamaya getirilen “taze” bir açıklamayı ifşa ederek istisnasız tüm insan gruplarını kilo almanın-obezitenin yeni adayları arasına katmasın.

  • Uykusuzlar... çalışmayan anneler... konstipasyon sorunu olanlar... aynı evde yaşayan çiftler... daha çabuk kilo alıyor...
  • Aşık olan kadınlar “erkeklere göre” daha çabuk kilo alıyor... Heyecan kadını şişmanlatıyor!...
  • 40 yaştan sonra birçok kişi... doğumdan sonra bayanların çoğu... midesine düşkün olanlar, lezzet uğruna çok... kilo alıyor...
  • Çok uyuyanlar kadar, gereğinden az uyuyanlar da aşırı kilo alıyor.
  • Ekran karşısında atıştırmak... aşırı kola tüketimi... birlikte yaşamak hem kalbi yoruyor, hem de... kilo aldırıyor...
  • Açık büfe sistemi... diyete ihanet... kavunlu karpuzlu diyet... mayalı ekmek de... kilo aldırıyor...
  • “ama ahh ahh keşke hep yesek de hiç kilo almasak; ama keşke her şey sebzeler meyveler kadar masum olsa, ne yazık ki güzel olan her şey kilo aldırıyor...”
  • Gece yemek yemek zararlı ve... kilo almamak için tüketilen light ürünler sık yendiğinde... fazla hamburger yemek... doğum kontrol iğnesi... damak tadımızı en çok mutlu eden yağ, et, karbonhidratlar... kilo aldırıyor...
  • Restoran yemeği daha çok... evlilik... bilinçsizce yapılan beslenme hataları... her sabah iki veya üç poğaça fazlasıyla... börekler, tatlılar yenince hem acıktırıyor hem de... kilo aldırıyor...
  • “SPA merkezlerine gittiğinizde yüzünüze tatbik edilen sebze maskelerini yalamayın! Kilo aldırıyor...”
  • Hamburger yılda yedi... sigara bırakmak değil, sigaranın yokluğu... eşinin hamileliği baba adaylarına... kilo aldırıyor...
  • Kahvaltı gevrekleri... menopoz... kilo aldırıyor.
  • Mutsuzluk... dışarda yemek yemek... diyet içecekler... zayıflama takıntısı... TV izlemek... şişmanlatıyor...
  • Büyük porsiyonlar... kantinler... araba kullanmak... psikolojik bozukluklar... şişmanlatıyor...
  • Türk erkeğini rakı kültürü... şişmanlatıyor...
  • Hazır yiyecekler çocuğu... hamilelikte sigara çocuğu... özel okullar... TV ve PC çocukları... şişmanlatıyor...
  • Kalabalık ve romantik yemekler... evlilik stresi... batı mutfağı... horlamak... şişmanlatıyor...
  • Yediklerimiz değil içtiklerimiz... şehir yaşamı... çevre kirliliği... tatlandırıcılar... stres hormonları... şişmanlatıyor...
  • Asitli içecekler çocukları... hızlı beslenme yediden yetmişe herkesi... şişmanlatıyor...
  • Anadolu kadını israf etmemek için... Türk insanı giderek... İngilizler... Hollywood... Dünya... şişmanlıyor...
  • Avukat, cerrah, muhasebeci, bankacı ve sekreterler daha kolay... bu kadar öneriye ve habere rağmen insanlarımız yine de... şişmanlıyor...
  • İtalyanlar TV karşısında... Türkler stresten... Fransızlar gittikçe... şişmanlıyor...
  • Köşke çıkan şişmanlıyor!
(inanmayan, yazar “googıl” arama motoruna, kontrol eder... ama dikkat! Bilgisayara fazla takılmak kilo aldırıyor, olabilir???)

Böylece, her bir birey kendisini bir -veya birçok- “kilolanma riski”grubunda buluyor... korku yayılıyor!
Öyleyse... “hangi kilo aralığında olursa olsun, herkes önlem almalı” sonucuna varmak “kaçınılmaz” oluyor.

Ancak dikkat, sık tekrarladığımız bir deyimi bir kez daha kullandığımız için affınıza sığınarak... mızrak artık çuvala sığmıyor, deriz.