Zayıflama Diyetleri şişmanlatıyor ve hasta ediyor.


Diyet yapmadan, bedene enerji kısıtlamaları dayatmadan
kilo sorunlarından uzak kalmak ya da kilo vermek
mümkün.


Kısıtlama Mikrobu Çöpe dizisinden yayınladığımız kitaplarla
buluşarak Diyetsiz Kalıcı İncelik yolunda ilerleme kararı
alanlara blogumuzda tüm gücümüz ve deneyimimizle
yardıma çalışacağız.

28 Şubat 2007

Lida daidai hua zayıflama yosun hapları... reductil... sibutramin

Lida daidai hua zayıflama yosun hapları... dikkat tehlike! başlıklı yazımıza gelen bir yorumu yazılanlardan herkesin öğreneceği çok şey olduğunu düşündüğüm için ben yorum eklemeden buraya alıntılıyorum...


ben şuanda 3.gün"lida" hapı kullanıyorum,internetten satın aldım.ve korkuyorum çünkü 2.gece uyumuyorum uykum hiç yok kendimi çok garip hissediyorum sarhoşuğun ötesi birşey.kendi sesim sanki yabancı geliyor bana.evet bu ürünü alırken biliyordum ki içinde ot mot yok ,sibutramin var.bir kaç yıl önce reduktil kullandım ki onun içinde de 15mg sibutramin vardır ama bu belirtilerin hiç birini yaşamadım.reduktil 110ytl ama "lida"38 ytl yani benim salakkça yaptım hesabım şuydu nasıl olsa sibutramin kullanıcam sadece fiyat farkı var. ama korkuyla hissediyorum ki "lida" içinde herhalde çok yuksek bir doz var.lütfen bana yardım edin ne yapmam gerek?herhalde yarından itibaren artık bu zehiri kullanmayacam artık .ama yinede birşeyler yapmamız lazım .bence bu çok tehlikeli bir hap yani "reduktil" bunun yanında çiçek kalır. birde bir kaçtane eczanede satıldığını gördüm bu ilacı.eğer beni duyan biri varsa lütfen cevap verin.bu hapın içinde ne var tam olarak öğrenmek istiyorum çünkü çok kötüyum ama eşime de söyleyemiyorum(gizli kullanıyorum).yani bu hapı nereye götürmem lazım,bu hapı bana satan site sorumlu mu?eğer allah korusun bana veya benim gibi kullananlara bir şey olursa bunun hesapı kime sormamız lazım?lütfen acil yardım edin...hapının kutusundan zaten reçete filan diye bir şey yok. çince yazılı küçük bir kıad parçası var. hapların de zehirli bir yeşil rengi var.sadece 3. gün kullanıyorum ama artık çok pişmanım.sibutramini yuksek dozların nelere yol açtığını biraz önce nette bulup okudum ve tüylerim diken diken oldu.birde ben en azından artık biliyordum içinde sibutramin olduğunu peki o zavallı insanlar hangiler "100% natural bitkisel" haberleri bile olmadan bu zehiri kullanıyorlar?! zayıflatıyor mu bu hap?bilemiyorum ...evet hiç bir şey iyemiyorum bir lokma bile ama su da içemiyorum ağız kuruluğum da dedikleri gibi bende yok.artık bilmek de istemiyorum ama yinede ne var bu hap içinde tam olarak öğrenmek istiyorum ,herkez öğrensin.kendimi zehirliyorsam 3 gündür en azında bileyim neyle.tekrarSOS diyorum .lütfen...

Yanıtım burada

27 Şubat 2007

Altın çöp tenekesi 2 zayıflatan mucize iğneler

Bu ayın altın çöp tenekesi ödülünün tartışmasız galibi...
Zayıflatan mucize iğneler İyi ihtimalle binlerce dolara placebo

Kötü ihtimalle ciddi bir sağlık riski !

18 Şubat 2007

Ne yapsak da çocuklara sebze yedirsek?

Bu hafta Yiyorum Büyüyorum sitesi bizimle bir röportaj yaptı. Zümrüt Hanım'a teşekkür ediyoruz. Beslenme ile ilgili soruları bana bu post'u yazma fikrini verdi.
Aynı zamanda, çok heyecan verici bir şekilde bloglarında ve sitelerinde Miniklerin Yemek Keyfi'nden ve çalışmalarımızdan söz edenlere de teşekkür ederiz.


Ne yapsak da çocuklara sebze yedirsek?
İşte anne ve babaların birçoğunun sorunu. 5-6 yaşlarına doğru çocuklar ağızlarını inatla yeşil olan hemen hemen her şeye kapamaya başlıyorlar. Hemen hemen, diyorum çünkü Ispanaklı Börek harika bir istisna. Günün birinde mutfağında Ispanaklı böreği icat etmiş olan o eşsiz anneye gerçekten hayranlık dolu saygılarımızı ifade etmemiz gerekir... ben bunun bir annenin eseri olduğunu, düşünürüm, çocuğuna sebze yedirme arzusunda bir anne...

Miniklerin Yemek Keyfi'ni yazdıktan sonra da minik canavarlarımızı sağlıklı ve keyifli bir şekilde beslememizi sağlayabilecek yemek tarifleri toplamaya devam ediyorum. Onları kendi hallerine bıraksak, bonbon, çikolata, cipsler ve -oyuncakları için- tahıl gevrekleri -yine oyuncakları için- fast-food'dan başka bir şeyi gözleri görmeyecek. Oyuncak, oyuncak... ne oluyoruz yahu? Yemek mi yiyoruz, oyun mu oynuyoruz?

Bir dakika, belki de o kadar fena bir fikir değil... oyunla yemeği buluşturmak.
Hadi, biz de gıda endüstrisinin pazarlama yöntemlerini bir kereliğine lehimize kullanalım! “hayatım, gel biraz oyna... sonra da yemeğini yersin”.

Evet, yapmamız gereken, yavrumuzla birlikte peynirli çubuklar hazırlamak... üstelik bunu yapmak en az oyun hamuru ile oynamak kadar eğlenceli.
Tabii, özellikle bu aşamada ona bu çubukların özellikle ÇORBAYLA yeneceğini hatırlatmayı unutmayın.

Kendi yarattığı çubukları yemek öyle hoşuna gidecektir ki, yanında istediğiniz sebzeyle hazırladığınız bir çorbayı da afiyetle tumbasına indirecektir. Ben bu yöntemle Güney'e pırasa yedirmeyi bile becerdim... pırasa ve Güney... bir mucize!

Peynirli Çubuk... harika bir yemek sitesi olan "ô délices"te bulduğum İsveç tarifini uyarladım...
  • 4 su bardağı un
  • 1,5 su bardağı ılık süt
  • 25 gram yumuşak tereyağ
  • 1 çorba kaşığı bal
  • 1 poşet instant kuru hamur mayası
  • 1,5 tatlı kaşığı tuz
  • ¾ su bardağı rendelenmiş tost kaşar
Bütün malzemeyi bir mutfak robotu yardımıyla ya da elde yoğurun.
(Eğer bir ekmek makinesi kullanıyorsanız, haznenin tabanına süt, tereyağ, bal, tuz, unu koyun. Üzerine rendelenmiş tost kaşar ve mayayı dökün. Hamur programını kullanın.)
1- 1,5 saat kabarmaya bırakın. Hamuru yayın ve şeritler halinde kesin. Burgu yaparak şeritleri kıvırın. Tepsiye koyun.
Şeritleri siz burmak yerine isterseniz çocuğunuzun istediği şekilleri yaratmasına izin verin. Ama yine siz yanından ayrılmayın, ve çok fazla hamuru ezmemesi gerekir, yoksa pişerken sertleşecektir.
Bir fırça yardımıyla, hazır şekillerin üzerine süt sürün. Ve üzerine susam veya haşhaş tohumu serpeleyin. FIrınınızın 200 dereceye ısınmasını beklerken, hazırladığınız şekilleri kabarmaya bırakın. 10-12 dakika pişirin.

30 kadar çubuk elde edeceksiniz ve sanırım tüketilmeleri de çok çabuk olacak. Ama isterseniz derin dondurucuda dondurabilir, gerektiğinde çıkarabilirsiniz. Fırında birkaç dakika ısıttığınızda çıtır çıtır olacaktır.

Ve tabii isterseniz bu fırsatla öğrendiği harf ve rakamları gözden geçirmesini de
sağlayabilirsiniz Bu bile mümkün!!!


12 Şubat 2007

Spor... zayıflama... egzersiz... pilates... yürüyüş... spor salonları... fitness... aerobik... step... filan falan

Diyetsiz Kalıcı Zayıflamada sporun rolü
daada 4 şubatta bıraktığı yorumda sporla ilgili bazı sorularını dile getirmişti. Sorularını sizlerle paylaşıyorum ve bu fırsatla sporun zayıflamadaki yeri ile ilgili düşüncelerimi aktarmaya devam ediyorum.
Size bir şey sormak istiyorum ! Biliyorsunuz sizin kitabınızı okudum ve inandım kendime açlığı tokluğu öğrettim ve Diyetsiz Kalıcı Zayıflıyorum ve elimden geldiğince çevremdeki bana ulaşan herkese doğrularımı aktarmaya çalışıyorum dilim döndüğünce. Ben spor konusunda takıntı yarattım kendi kendime! bu aralar hiç hareket yapmıyorum. Kilom çok yavaş gidiyor bu normal mi? Bu kilo verişimi hızlandırmak istiyorum ve bunun içinde hareket şart ama tabii ki hayatım boyunca yapabileceğim şeylerin olması da kafamı kurcalıyor. Tamam her gün elimden geldiğince yürüdüm diyelim fazla yormadan zevkli bir şekilde ya sonra! Kilo verişim durunca normal kiloma gelince ne olacak ben bu yürüyüşleri bırakacağım yani zayıflamak için yürüyeceğim. Sonra kilo alacak mıyım acaba? Sevgimle. Hoşça olun...

Üzerinde biraz düşünelim:

Kilo sorunlarına yakalanmamış bir insan için sporla kilo kaybının bir ilişkisi olabilir mi? Örneğin böyle bir kişi, kilo kaybetme arzusu dışında, şu veya bu nedenle spora başlarsa neler olur, sırf spor yaptığı için zayıflar mı?

Bizce, cevap hayır olacaktır. Artan harcamaları doğrultusunda bu kişinin enerji ihtiyacı artacak, karnı daha fazla acıkacak ve eğer kişi bu yeni seviyedeki gereksinimlerine karnını doyurarak cevap verirse kilosu da sabit kalacaktır.

Diyetçiler bizden, kilo sorunları olmayan insanların ağırlığında hiçbir değişime yol açmayan bir eylemin, kilo kaybetmek için kullanılabileceği masalına inanmamızı istiyorlar. Daha önce de defalarca belirttiğimiz gibi, spor yaparak ya da hareketi artırarak zayıflamayı umut etmek aslında farkına varmadan kendini diyete, kısıtlamaya sokmak anlamı taşımaktadır.

Örnekleyelim: Ayşe Hanım yemeğini yiyor, diyelim karnını da güzel doyuruyor... yani yemek esnasında kısıtlama yapmıyor, ama sofradan kalktıktan, diyelim bir saat sonra, hadi şu yediklerimin bir kısmını yakayım, düşüncesiyle yürüyüşe çıkıyor. İşte burada ciddi bir mantık hatası mevcut. Amaç yenilenleri eritmek olursa, hemen akla şu sorular takılıyor: İyi ama acaba Ayşe Hanım, neden bir kısmını sporla, yürüyüşle yakması gerekecek miktarları yiyor? Neden, ağırlık Dengeleme Yeteneği onu bir sonraki öğüne kadar olan ihtiyaçları karşılandığında durdurmuyor? Neden fazlalıklar gelip yemeğine ekleniyor?

Bu örneğimizde yanıtları bulmak pek zor değil... çünkü Ayşe Hanım, sporla kilo verilebileceğine inanıyor ve bu inanış onun Ağırlık Dengeleme Yeteneğinin tam anlamıyla çalışabilmesini engelliyor.

Yani... sofradan karnı doymuş olarak kalkmış olmasına rağmen, bir sonraki öğünde acıkıp, tekrar sofraya oturmayı beklemek yerine... dur, ben biraz şu işe yardım edivereyim, diyerek yediklerini yakmaya kalkışıyor...

Diyelim ki gerçekten bir miktar enerji yaktı... ne olur sonrasında?
Bizce işin önemli bölümü burası: ya karnı erken ve muhtemelen daha çok acıkacak... o da kalkıp bir güzel karnını (alışık olduğu öğün saatine göre daha erken) doyuracaktır... ki bu durumda yapmış olduğu sporun “zayıflama açısından” hiçbir katkısı olmayacaktır...
Ya da, aman ne güzel, yaktım kalorileri, şimdi iyice bir bekleyeyim ki, yaktıklarım depoları azaltsın, diyerek... eyvah ki eyvah... kendini enerji kısıtlamasında bulacak ve bedeninin tepkilerine de maruz kalacaktır.

Her zaman aynı şeyi söyledik, yineleyelim: spor yapmak, abartıya kaçılmadığı, özellikle de arkadaşlarla paylaşılan zevkli bir ortamda olduğu zaman, ruh ve beden sağlığı açısından sayılamaz yararlar sağlıyor. Ama ne zaman ki, insanın aklına sporun kilo kaybına yararı olabileceği fikirleri düşmeye başlarsa bunun tam aksi oluyor. Bu durumda, kişi kaçınılmaz olarak kendini bir kısır döngüde buluveriyor: dur, birazcık daha koşayım, biraz daha eriteyim... dur, biraz daha fazla yiyeyim, sonra da biraz daha fazla koşar eritirim...
işte bu düşünce biçiminin sporu ağırlık kontrolü için kullanmaya çalışanların aklında yer etmemesi imkansız ve adını da koyalım... bu tam bir bulimik davranış ve düşünüş biçimi. Fazla yediğinizi düşündüklerinizden kusarak, şu veya bu zayıflama ürününü alarak... ya da spor yaparak kurtulmaya çalışmak özünde tamamen aynı kapıya çıkıyor!

Şimdi, bir de olaylara olumlu yönünden bakalım:
Diyetsiz Kalıcı Zayıflama kararı alıp, bunu uygulamaya sokanların birçoğunda... karınlarını gerçekten doyurmaya başladıkları ve kısıtlamaları uzaklaştırdıklarında bir zindeliğe, daha çok hareket etme isteğine şahit oluyoruz. Özellikle daha önce yıllarını diyetler peşinde geçirip, bedenlerinin tasarrufa zorlandığı kişilerde, bu kısıtlamaların getirdiği “tembellik”ten çıkış bazen çok çarpıcı oluyor.

Vee daada,
Diyetsiz Kalıcı Zayıflama yolunda yaptıklarınızı, yazdıklarınızı, cesaret ve açık fikirliliğinizi ben ve eşim hayranlıkla izliyoruz. Diyet Kardeşliği çatısı altında veya blogunuzdaki satırlarınız birçok kişiye güven ve devam hevesi veriyor. Sizin de satır aralarında belirttiğiniz gibi “aceleci” olmaya hiç gerek yok. Kilolar açısından, yokuşu inmeye başladınız... bazen yavaş gitmiş, bazen duraklamalar olmuş ne gam! Doğru yolda olduğunuzu bilmeniz sizi hedeflerinize ulaştıracaktır.

03 Şubat 2007

Lida daidai hua zayıflama yosun hapları... dikkat tehlike!


LİDA DAİDAİ HUA JİAO NANG... yan etkileri... zararları...

Lida daidai hua... dikkat tehlike! Kanada, Almanya, İsviçre, İrlanda, Hong Kong satışını yasaklıyor.
Lida kolay ve çabuk kilo kaybı sağlayan, Çin kökenli bitkilerden elde edilen bir besin desteği olarak takdim ediliyor. Ancak görülüyor ki, Lida Reductil ve Meridia gibi ilaçların etken maddesi olan Sibutramin içeriyor.
Sağlık için yarattığı çok önemli riskler de, kullanıcılarının Lida'nın içeriğinde bu maddenin varlığını bilmemelerinden kaynaklanıyor.
Sibutramin, açlık duygusunu azaltmak üzere merkezi sinir sistemine etki eden bir kimyasal molekül. Ancak, doktor reçetesi ile ve tıbbi kontrol altında kullanılması gereken bir ilaç, çünkü uygun olmayan bir kullanım sonucu kalp ve damar sisteminde, gastro-intestinal sistemde, merkezi sinir sisteminde, deride, duysal organlarda ağır yan etkilere yol açabiliyor.
Ve özellikle, başka ilaçlarla birlikte (bazı anti depresanlar, bazı migren ilaçları, öksürük, nezle tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar...) alındığında dikkatli ve hassas olmak gerekiyor.

Sibutramin'in önde gelen rahatsız edici etkileri, kan basıncında artış ve kalp ritminde hızlanma oluyor. Bu iki parametrenin tedavi süresince düzenli olarak kontrol edilmesi gerekiyor, özellikle Sibutramin uygulamasının ilk 3 ayı boyunca, ayda en az 2 kez kontrol öneriliyor. Kalp çarpışlarında dakikada, eskiye göre 10 sayılık bir yükseliş ya da tansiyonun 1 değerinde (örneğin 13'den 14'e) artışı Sibutramin tedavisinin sonlandırılmasını gerektiriyor.


LİDA Daidai Hua Jiao Nang eczanelerde satılmıyor, ancak İnternet'te ya da bazı dükkanlarda el altından satıldığı biliniyor.
Bir de üstelik bir süredir devam eden ateşli bir çekişme forumlarda izlenebiliyor: bazı haplar sahteymiş, yani tehlikeliymiş... orijinal kutuları bulup almak gerekirmiş... sahtelerine dikkat etmek gerekirmiş...
Herkesin kendi malını satmaya çalışırken, diğerlerini kolayca karaladığı ve bize şarlatanca ve sahte gelen bu tartışmadan akılda tutulması gereken sağlık için yaratabildiği tüm riskler göz önüne alındığında bu ürünün kullanılmamasında yarar olduğu!!!
Bilirsiniz biz hekimler (maalesef aramızdan az sayıda bazıları ot püsür pazarlamacılığına soyunsa da) hastalarımızı hep uyarırız, aman yasal ve otoritelerin kontrolünden geçmiş ilaç ve ürünler dışındakileri sağlığınız için kullanırken azami dikkat gösterin, diye. Ve bazen şaşırırız, elektrik süpürgesi alırken bunca ince eleyip sık dokuyan, insanların bazıları nasıl olur da, iş kilo kaybına gelince birden saflaşıp, neredeyse kendilerine her söylenene inanır hale gelirler, her masala kanarlar, diye.

Pek de uzaklarda değil, daha 1990'lı yıllarda yaşanan trajik “inceltici Çin bitkileri” skandalını anımsatmak isteriz. Günümüzde hâlâ uzmanların aklını kurcalayan bir konu var: acaba o günlerde satılan zayıflama kokteyllerinde, açıklanan Çin bitki tozları dışında İsomeride de (günümüzde satışı yasak olan bir amfetamin çeşidi) var mıydı, yoksa bir hata sonucu isim ve içerikleri benzeşen 2 Çin bitkisi birbirine mi karıştı?
Ama kesin olarak bilinen, bu tozları kullanan birçok Fransız, Belçikalı, İngiliz,Alman, Amerikalı... ve hatta Çinli, Japon genç kadında ağır böbrek yetmezlikleri görüldüğü. İçlerinden bazılarına böbrek grefi yapılmak zorunda kalınmış, bazıları hemodiyaliz sayesinde hayatta kalabiliyor ama bazıları ise idrar yolları kanserlerine yakalanmış ve ölümler olmuş...

Umut edelim ki, böylesi ağır ve kötü sonuçlar Lida kullanımı ile ortaya çıkmasın... Dünyanın birçok ülkesi ayağa kalkmış, yurttaşlarını uyarıyor. Bu ürünün içinde bulunan Sibutramin'in mutlaka doktor kontrolü altında kullanılması gerekiyor ve İnternet yoluyla satılan Lida sağlığınızda ağır hasarlar yol açabilir, diye. Bilmekte fayda var!!!

Alman Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı (BMAS) uyarı yayımlamış...
Santé Canada LİDA'nın ve Sibutramin ile Çin bitkileri içeren diğer iki ürünün (FAT BURNING ve REDUCE WEIGHT) kullanılmamasını tavsiye ediyor...
Swissmedic, İrlanda Tıp Konseyi (IMB) da uyarılarda bulunmuş ve sağlığa zararlı ve içinde Li Da Dai Dai Hua Jiao Nang'ın da bulunduğu birçok ürünün listesini yayımlamış...
Hong Kong Sağlık Bakanlığı Jacaranda, Queenmer FAT LOSS ve Li Da Dai Dai Hua Jiao Nang gibi Asya kökenli ürünlerin içinde Sibutramin var ve bu ürünler kayıtlı değil, diyor. Kullanmakta olanlara hemen bırakmalarını söylüyor...

Lüksemburg Sağlık Bakanlığı ve Belçika İlaçlar Genel Müdürlüğü (DMG) Li Da'nın İnternet'te satışa arzıile ilgili uyarılar yayımlamış...

Fransa Sağlık Bakanlığı
kaygılarını belirtiyor ve Sibutramin'in eczanede hazırlanan preparatlarda kullanımı ile iligli soruştura kararı alıyor.

FDA (Food and Drug Administration- A.B.D.) İnternet'te Asya bitkileri kökenli tehlikeli ürünlerin serbest satışı konusunda uyarılar yayımlıyor...

Peki ya ülkemizde...
Aktarlarda, İnternet'te kolayca bu ürün satın alınabiliyor...
Aslında pek şaşırmıyoruz, çünkü reçeteli satılması gereken lisanslı, yasal zayıflama ilaçları da... kolaylıkla, örneğin apartman görevlisine “git oğlum, bana şu ilacı al” denildiğinde... ya da belki de daha kötüsü diyetisyen tavsiyesi ile satın alınıp kullanılabiliyor...
Şaşırmıyoruz... sadece üzülüyoruz...