Zayıflama Diyetleri şişmanlatıyor ve hasta ediyor.


Diyet yapmadan, bedene enerji kısıtlamaları dayatmadan
kilo sorunlarından uzak kalmak ya da kilo vermek
mümkün.


Kısıtlama Mikrobu Çöpe dizisinden yayınladığımız kitaplarla
buluşarak Diyetsiz Kalıcı İncelik yolunda ilerleme kararı
alanlara blogumuzda tüm gücümüz ve deneyimimizle
yardıma çalışacağız.

29 Temmuz 2007

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (26)

KİLO TERÖRÜ
“Zayıflama Diyetlerinin Kara Kitabı” sayfa 149-151


Kilo korkuları... tartı saplantıları kısıtlamalı beslenme sürecinin vazgeçilmez aktörleridir.
“İdeal kilo”nun durmaksızın aşağılara çekildiği, ağırlığın doğal kontrol mekanizmalarının sözünün bile edilmediği bir dünyada kilo korkusunu beyinlere sızdırmak çocuk oyuncağıdır.

Zayıflamak veya kilo almamak umuduyla, kısıtlama mikrobunu yaşamlarına buyur edenler, bu korkunun hayatlarını istila edecek bir saplantıya... kilo terörüne dönüşme riskini taşıdığını tahmin etmekten çok uzaktırlar.

Giriştiği zayıflama diyetini “sonuç alamadan” bırakanlar kadar, hatta belki de onlardan daha fazla, “başaranlar”da, kilo korkusu giderek artmakta... zayıflayanlar tekrar şişmanlamaktan korkmaya devam ettikçe, onlar için kilo sorunları çözülmemekte, tam aksine ağırlaşmaktadır.

İncelmiş görünümünü ya da nihayet ulaştığı “sağlıklı ideal kilosunu” muhafaza için yeni fedakârlıkların, yeni yoksunlukların göğüslenmesi gerekeceğini hisseden birey korkunun bir üst basamağına sıçramıştır. Önlemler sıkılaştırıldıkça kilo korkusu kilo terörüne dönüşmektedir...

Çok yiyorum:
Kısıtlamalı beslenme sürecinde... besin alımı ile enerji gereksinimleri arasındaki iletişim kopuktur... birey, çok yemiş olduğuna, kafasındaki kısıtlama inanışları ile kanaat getirmekte... kilo korkusu yoğunlaştıkça, sınırlarını giderek daraltmak zorunda kalmakta... küçük miktarlarla bile, çok, hatta aşırı yediğini düşünmektedir.

Şişmanlıyorum, hayatım iyice mahvolacak:
Ağırlık kontrolü saplantıya dönüşmekte... yaşam kiloların iniş çıkışlarına endekslenmekte, mutluluğun zayıfladıktan sonra elde edilebileceği, incelerek hak edileceği düşüncesi güçlenmektedir. Şişmanladığı ya da zayıflamasını aksattığı korkusuyla birey, hayatının dayanılmaz olacağına, berbatlaşacağına inanmaktadır

Çok üzülüyorum, kendimi harap ediyorum, bunalıyorum, geriliyorum:
Hayatının, verdiği kararlara uyma güçlülüğünü gösteremediği için, kendi suçuyla, kötüye gitmekte olduğunu düşünen kişi... sıklıkla iç dünyasında, durulana dek başka bir şey düşünme ve yaşama fırsatı vermeyen yoğun olumsuz heyecanların gerginliklerini tadar.
Sonra da kalkıp, bu sıkıntılarını gidermek, bu yıpratıcı fırtınaları dindirmek umuduyla...
Yapmayı istediği en son şeyi yapar: Yemek yer.
Ve tekrar çok yediğine kanaat getirip... en baştan...

“Kafa da kendilerinin, çatalı ağza götüren el de... yemeyeceğim desinler, yemesinler!” diyenler... olup bitenlerden hiç ama hiçbir şey anlamamışlardır!

Verilemeyen kiloların hayatı berbat etmekte olduğunu hatırlatan öyle çok fırsat vardır ki:
Ayna önünden geçmek... elbiselerinin sıktığını hissetmek... ince bir insan görmek... şişman bir insan görmek... tartılmak... kilolarla ilgili uyarılara maruz kalmak... vücudun hatlarını gösteren giysiler giymek... gazetede kilolarla ilgili bir haber okumak... bedenine göre elbise bulamamak... karnını şiş hissetmek... daha önce giyilebilen bir elbiseye girememek... ilkbahar, yaz, ... televizyonda kilo, obeziteden bahseden bir program izlemek... bir davete gitmek zorunda kalmak... kötü beslendiğini düşünmek... sınır kiloya ulaşmak... 1 kilo almak...
da kilo terörünü alevleyebilmektedir.

Kısıtlamalı Beslenme Süreci'nde, bedenin yemeye itmek için kullandığı “eziyet yöntemleri”nin en etkini gerginlikleri, huzursuzlukları, mutsuzlukları çözmek için yedirmektir. Kilo terörünün ağına düşenlerde... yaşanan olumsuzlukları yiyerek giderme eğilimi yerleşmiş, besine iten yollar eksiksiz açılmıştır.

Fark ettiniz mi?
Çok yedirebileceği kaygısıyla beslenmeden dışlanan “acıkma”nın dışında... hemen hemen her şey bu insanlara yemek yedirmekte, hem de fazla fazla yedirmektedir.