Zayıflama Diyetleri şişmanlatıyor ve hasta ediyor.


Diyet yapmadan, bedene enerji kısıtlamaları dayatmadan
kilo sorunlarından uzak kalmak ya da kilo vermek
mümkün.


Kısıtlama Mikrobu Çöpe dizisinden yayınladığımız kitaplarla
buluşarak Diyetsiz Kalıcı İncelik yolunda ilerleme kararı
alanlara blogumuzda tüm gücümüz ve deneyimimizle
yardıma çalışacağız.

29 Temmuz 2007

Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (39)

“DOĞRU BESLENME DAVRANIŞLARINI” ÇÖPE ATIYORUM !
“Zayıflamak”... sayfa 160-163

... Küçük tabaklarda minicik çatallarla yemeliymişim! Yutmadan önce iyice çiğnemeliymişim! Yemeğin ortasında mola alıp bir gezinip gelmeliymişim! Son lokmaları bitirmek için 20 dakika beklemeliymişim! Yemek biter bitmez hemen sofrayı terk etmeliymişim!
Tencereyi masada bırakmamalı, artanları hemen atmalı, planda olmayan ikramları reddetmeli, her yemekten önce yoga moga rahatlama alıştırmaları yapmalıymışım!
Gıda alış verişlerimi tok karnına, tokken özenle hazırladığım liste doğrultusunda yapmalı... hazırlaması kolay besinleri listemden çıkartmalı, ancak listemdekileri almama yetecek kadar parayla alış verişe çıkmalı, kredi kartımı evde bırakmalıymışım!
Evin orasına burasına besinleri dağıtmamalı, tehlikeli-şişmanlatan besinleri zaman yitirmeden çöpe yollamalı, kalanları gözümden uzak, ulaşılması zor bir yere yerleştirmeliymişim!
Davetlere gitmeden önce düşük kalorili besinlerle karnımı doldurmalı, restoranlarda ne yiyeceğimi önceden planlamalı, masada ekmek sepetine uzak oturmalı, su sürahimi ise yamacımdan ayırmamalıymışım.
Öğün atlamamalı, acıkayım acıkmayayım kahvaltıdan vazgeçmemeli, sık ama az yemeli, akşam sekizden sonra ağzıma sudan başka hiçbir şey koymamalıymışım!
Erken yatmalı, beni yedirebilecek “sözde dostlarımdan” uzak durmalı, yeni yol arkadaşları edinmeli, güvendiğim uzmanlardan destek alarak “kilo sabotajcılarımı” Taksim Meydanı’nda ibret-i alem olsun diye üçer beşer ...,
Sabah akşam dere bayır koşmalı, ama yorgun olmamalı, endişelenmemeli, depresyona girmemeli, kızmamalı, sinirlenmemeli... yoluma da her koşulda devam etmeliymişim!
Veee... yememek için aldığım bunca önleme rağmen yine de yersem tevekkülle durumu kabullenmeli, kendimi üzüp hırpalamamalıymışım!
Ne’yim ben? Pavlov Amca’larının kuçu kuçu’su mu? Elim yemeğe gittiğinde elektrik verecek aleti satmaya kalkışsalar alacak hale gelmiştim... önlemlere rağmen değil, önlemler yüzünden yeme delisi olmuş, tırlatmanın sınırları ile merhabalaşmaya başlamıştım...
Hepsi çöpe! “önlemleri, doğruları, kuralları...ne varsa!”


Sanırım farkındasınız, “kompülsiyonlarla” mücadele ediyoruz, yani kontrol kayıpları ile yemek yemeleri -azaltmayı demiyorum- ortadan kaldırmayı hedefliyoruz.

Kontrol kayıplarına, denetimi sıkılaştıracak yeni ve giderek sertleşen tedbirlerle karşı koymaya çalışmak yerine... kendi kuyumuzu kendimiz kazmakta ısrar etmek yerine...
Kompülsiyonların ortaya çıkmasına yol açan nedenlerin, gelişip artmalarına yol açan koşulların köküne kibrit suyu ekmekle meşgulüz.
Uğraşılarımız meyvelerini vermeye başladı bile...

Karnınızın doyması, doymaya başlaması... tekrar gibi olacak ama, kıtlığın kaybolmaya yüz tutması, kontrol kayıpları ile yemelerin önce azalıp sonra kaybolmasının, biyolojik temelini oluşturuyor. Daha basit söylemeye çalışalım: Doymanız ve bundan sonra aç kalmayacağınızı bilmeniz sizi yemekten kaçmaya çalışırken yemek peşinde koşmak zahmetinden kurtarıyor. Organizmanız sizi arkadan itmekten vazgeçiyor.

Ama bir de alışkanlıklar, kafanıza yerleştirilmiş inanışların davranışlarınızdaki tortuları var uğraşmamız gereken. Hani canım, hepiniz bilirsiniz... yıllar yılı ambalajlanıp paketlenip sizlere “doğru beslenme davranışları” diye satılan...
Siz uymaya çalıştıkça (diyetçilerin umut ettikleri, bilerek programladıkları) etkilerini beslenmenizde göstermekte gecikmeyen... siz “bilinçlendikçe” hayatınızı 32 kısım tekmili birden sulu göz bir “kompülsiyonlar dizisi”ne dönüştüren... öğütleyenlere bol kazançlar, size ise bol suçluluklar sağlayan “kurallar manzumesi”nden bahsediyoruz...

Geldiğiniz aşamada “bu doğru beslenme davranışlarının” nelere yol açtığını görecek, tartacak malzemeye sahip olduğunuzu tahmin ettiğimden... hepsi çöpe, diyoruz.

Kıyamam, üzerlerine not aldığım kağıtların hatıra değeri var, derseniz... bizden OK! Bakar bakar, tersini yapar, böylece de hâlâ kaldıysa, son kompülsiyonlarınızdan süratle kurtulursunuz...