Zayıflama Diyetleri şişmanlatıyor ve hasta ediyor.


Diyet yapmadan, bedene enerji kısıtlamaları dayatmadan
kilo sorunlarından uzak kalmak ya da kilo vermek
mümkün.


Kısıtlama Mikrobu Çöpe dizisinden yayınladığımız kitaplarla
buluşarak Diyetsiz Kalıcı İncelik yolunda ilerleme kararı
alanlara blogumuzda tüm gücümüz ve deneyimimizle
yardıma çalışacağız.

25 Haziran 2007

100 kalori az ye!

Mehmet Öz’ün diyet sırrı..

Prof. Dr. Mehmet Öz, nasıl kilo vermek gerektiğini açıkladı: 100 kalorilik daha az yemek yemek ya da 100 kalori daha fazla harcamak ...

Halbuki Sayın Müftüoğlu çok önceleri söylememiş miydi:

Her gün 1 dilim ekmek az, her gün 1000 adım fazla!.. Bu kuralı uyar ve günde 100-150 kalorilik bir besin sınırlamasını ısrarla sürdürürken günde toplam beş altı bin adım atabilirseniz başarınızın ömür boyu süreceğinden hiç kuşkunuz olmasın.

Bizim ise farklı düşündüğümüzü anımsarsınız...

2004 yılındaki kitabımızda şu satırları yazmıştık:

“Enerji terazisini kontrol altına almak amacıyla kalori hesapları yapmaya uğraşmak, insanca bir yaşamı sürdürmeye çalışan bir birey için hiçbir başarıya ulaşma olasılığı olmayan bir girişimdir. Kalorileri saymaya kakışan, kişinin kendisi de olsa, diyetçisinden, uzmanından destek de alsa, hesapları tutturabilmek imkansızdır.

Enerji terazisini istenilen düzeyde kontrol altında tutmak için kalori sayma girişimlerinin ardında Diyetçi Dayatmacı Zihniyetin dogmatik görüşleri bulunmaktadır. Bu görüşler doğrultusunda, insanlar başarılması mümkün olmayan bir girişime teşvik edilmekte, sonuç ise beslenme süreçlerinin altüst edilmesi ve yemek eyleminin bir saplantıya dönüşmesi olmaktadır.”

Ve eklemiştik:

“Bir diyetçi diyor ki:

Günlük enerji girişinizi 100 kalori azaltın...

Ne demek istiyor acaba?


Öncelikle bu 100 kalorinin nasıl hesaplanacağı sorunu var. Gözünüze 100 kalorilik bir besin kestirip, 'bunu yemiyorum' dediğinizde, günlük enerji girişinizi 100 kalori azaltmış olmanız pek akıllıca gözükmüyor. Hem neye göre 100 kalori azaltacaksınız? Düne göre mi, ayın son gününe göre mi, yoksa perşembelere göre mi? Belki de, ortalama enerji girişlerinize göre, demek istiyordur. İyi de o zaman bu değeri hesaplamanız gerekecektir, bunun da yapılası bir iş olmadığı ortadadır.

Zaten enerji teraziniz diyelim artı 200'de ise, 100 kalorilik azaltmaya rağmen şişmanlamaya devam edeceğiniz anlamına gelir bu.

Ya enerji teraziniz dengede ise: o zaman işler iyice karışmaktadır. Çünkü diyetçiniz bu masumane ve kolay yapılabilir görünen azaltma öğüdünü, sadece zayıflamak isteyenlere değil, şişmanlamaktan korkanlara da vermektedir. Uyduğunuzu varsayalım, ayda 3 000 kalorilik bir eksiyi dayatalım. Yaklaşık 2,5 ayda 1 kilo, senede de 5 kiloya yakın bir ağırlık kaybı demektir bu. Israr edip 10 senecik uysanız bu öğüde, 50 kilo verirsiniz. “İyi ama ben zaten 68 kiloyum, acaba 18 kiloda yakışılı görünür müyüm?” türünden muzır soruların zihniniz bulandırmasına izin vermeyin! Adam, koskoca uzman... düşünmüş taşınmış, insanları iyiliği için, “kolayca uygulanabilir” bir yöntemi gazeteler aracılığıla halkına ulaştırıyor. Mızmızlığın alemi yok.”


“Ortadan, herkesin yararlanması için verilen bu öğüdün, zaten zayıflamakta olan, enerji terazisin eksiye zorlayan birçok insanın ilgisini çekmesi de kuvvetle muhtemeldir. '100 kaloricik daha çaba göstermeliyim, incelmemi hızlandırmalıyım' diye düşüneceklerin de kendilerine reva gördükleri eziyeti artıracakları doğaldır.

'Günlük enerji girişinizi 100 kalori azaltın' gibi sonderece 'sağduyulu ve mutedil' görünümlü bir öğüdü, kalkıp akıl kantarımıza vurduğumuzda, altında ne gibi saçmalıklar olduğunu fark etmekte gecikmeyiz.

Ne var ki bu türden palavraları sıkarken, diyetçilerin güvendiği, ya da beklediği bir şey vardır. 'Nasılsa insanların çoğu, üzerinde düşünme çabasını göstermeyecek, ölçüp biçmeden önerimin bilimselliğine, benim ciddiyetime inanıp, akıllarında mesajın özü olan '100 kalori azaltın'ı tutacaklardır, durum böyle olunca da ağzımdan damlayan her cevher gerçek gibi kabul edilecektir'

Pek de haksız sayılmazlar, diyetçi dayatmacı zihniyetin propagandası, çoğunluğun gözlerini öylesine körleştirmiş ki, diyetçiler ne deseler, ne palvra sıksalar kendilerine inanan kalabalıklar bulabiliyorlar.

Nereye kadar acaba?"