Zayıflama Diyetleri şişmanlatıyor ve hasta ediyor.


Diyet yapmadan, bedene enerji kısıtlamaları dayatmadan
kilo sorunlarından uzak kalmak ya da kilo vermek
mümkün.


Kısıtlama Mikrobu Çöpe dizisinden yayınladığımız kitaplarla
buluşarak Diyetsiz Kalıcı İncelik yolunda ilerleme kararı
alanlara blogumuzda tüm gücümüz ve deneyimimizle
yardıma çalışacağız.

29 Aralık 2006

Mutlu Yıllar

Hepinize mutluluk ve sağlık dolu bir yeni yıl dileriz.

Diyetleri çöpe atın, 2007 harika bir sene olsun.

Nathalie / Ozan

27 Aralık 2006

EPH200 sözcüğü neler gizleyebilir?


Aşağıdaki satırlarla karşılaştığımızda, tahmin edebileceğiniz gibi ilgimizi çekmemesi mümkün değildi. Okurlarımızın sıklıkla akıllarına takılan bazı soruların yanıtları oluşturma fırsatı da böylelikle elimize geçmiş oldu.
“% 100 doğal EPH200 ile diyet/egzersiz yapmadan kilo vermek artık mümkün!!!”
EPH200... hiç de kulağımıza yabancı gelmiyor, EPH... iyi ama satış sitesindeki tanıtımların ağır ısrarlarına bakarsanız, bu üründe efedrin (ephedrine) yokmuş!

İyisi mi, biz önce açıklanan “7 mucizevi bitkiye” biraz daha yakından bakalım.
Hoodia gordoni: günümüzün gözde bitkisi! Onsuz zayıflama ürünü düşünmek olası değil... bu bitkiye geri döneceğiz.
Gymnema sylvestre: ensülin üretimini kamçıladığı ve kolesterol-trigliserit düzeylerini düşürdüğü rivayet olunur.
Garcinia cambogia: hidroksi sitrik asit (AHC) içeriği yağların organizmada depolanmasını engeller... miş. (Bu son iki bitkinin varsayılan etkileri üzerine herhangi bir bilimsel araştırma olmadığı için “miş” li konuşmak gerekir düşüncesindeyiz).
Yerba mate (Ilex paraguariensis), Guarana (paulinia cupana) ürünün içeriğinde ilan edilen ve uyaran etkileri bilinen, her ikisi de kafein içeren bitkiler!
Yeşil çayın bu üründe yer alması da, kanser tedavisinde kendisine atfedilen (bakınız FDA'nın bu konudaki uyarısı... İngilizce) birtakım asılsız ve kontrol edilmemiş özelliklerinden ziyade, kuşkusuz içerdiği kafeinden ötürü.
Yedinci bitki ise... diğerleri gibi mucize bitki olarak anons ediliyor tabii... aksöğüt kabuğu (salix alba). ®Aspirin'in atası ayılabilir, yani etkileri ateş düşürmek, ağrı kesmek.
Gelelim şimdi sorumuza. “Özellikle ve ağırlıklı olarak kafein ve aspirin içeren bu ürün nasıl zayıflatabilir?”.
Ne yapalım, işimiz bu... ZDÇ demek, durup dinlenmeden soru üretip, yanıtlarını aramak demek.
Neden aspirin?... size de biraz garip gelmiyor mu?
Cafein... aspirin... üçlünün bir “E”si (efedrinin E'si) eksik, ECA”yı tamamlamak için... Dikkat, söz konusu olan bir armatür markası değil tabii, ama body builder'ların (vücut geliştirmeciler) çok sevdikleri ama çok tehlikeli bir “yağ yeyici” ürünün baş harflerden oluşan ismi. İyi ki, diyoruz... söz konusu zayıflama ürününde efedrin yok?! Baksanıza, Efedrin, cafein ve aspirin bir araya geldiklerinde... yani ephedrin stimülanlarla, uyaranlarla bir araya geldiğinde... kardiyo vasküler riskler ciddi olarak artıyor. (bakınız FDA'nın yasaklaması ve uyarısı... İngilizce)
Eph200'ün içinde ephedrine yok, deniyor ama bizim içimize sinmiyor... ne olur ne olmaz, diğer dillerdeki sitelerde kontrol edelim, diyoruz.
Önce, Türkçe tanıtım-pazarlama sitesinde Eph200'ün tüm içerenlerinin açıklanıp açıklanmadığını merak ediyoruz... bizce, kuşkulanmak hakkımız, çünkü İnternet üzerinden sözde doğal ürünler satışları çok yaygın, ama bu ürünlerin bilimsel dayanakları mevcut değil ve satış yapabilmek için cennet vaatleri hiç de nadir değil.
Örneğin, Eph200'ün FDA onaylı olduğu söyleniyor ama biliyoruz ki, amerikan Food and Drug Administration besin desteği, diyetsel destek ya da katkı gibi isimlerle pazarlanan bu tür ürünlere onay vermiyor. Şuna veriyor, buna vermiyor değil... sadece bu FDA'nın görevleri arasında değil. Bu tür ürünler için, sorumluluk üretici firmanın.
Yine, satış yapabilmek için kullanım koşulları, hangi şartlarda kullanımdan kaçınılması gerektiği Türkçe sitede tam olarak verilmiyor... en azından aynı ürünün diğer dillerdeki sitelerinde yer alan açıklamaların birçoğu Türkçe sitede yer almıyor. Kaçınılmaz olarak aklımıza -örneğin- Amerikalı'nın canı can da, Türk'ün canı patlıcan mı, sorusu geliveriyor.
Türkçe sitede kullanımla ilgili tek uyarı şu satırlarda:
“SORU: Ne tip yan etkiler görülebilir?
Şu ana kadar yapılan yüzlerce çalışmada rastlanmış hiçbir yan etkisi yoktur, ancak yine de hamile ve süt veren annelerin kullanması tavsiye edilmez.”

Yabancı dilde aynı zayıflama ürününü pazarlayan sitelerde ise:
IMPORTANT NOTICE: THE EPH200 WEIGHT-LOSS PLAN IS NOT INTENDED AS A SUBSTITUTE FOR MEDICAL COUNSELING. CONSULT A PHYSICIAN BEFORE STARTING THIS OR ANY WEIGHT-LOSS PLAN, ESPECIALLY IF YOU ARE PREGNANT, BREAST-FEEDING, IF YOU TAKE MEDICATIONS, OR IF YOU ARE SEEING A PHYSICIAN FOR ANY SERIOUS HEALTH PROBLEM. THIS WEIGHT-LOSS PLAN SHOULD NOT BE FOLLOWED BY THE ELDERLY OR CHILDREN, BY PEOPLE TREATED FOR HIGH BLOOD PRESSURE OR DEPRESSION, OR WHO HAVE A HEART CONDITION, DIABETES, OR THYROID DISEASE. THIS WEIGHT-LOSS PLAN IS NOT INTENDED TO TREAT, DIAGNOSE, CURE OR PREVENT ANY DISEASE.
İlaç alıyorsanız, ciddi sağlık sorunları nedeniyle doktor kontrolündeyseniz... yaşlılarda ve çocuklarda... yüksek tansiyon veya depresyon tedavisi görenlerde, kalp sorunları olanlarda, diabette, tiroit hastalıklarında...
Gördüğünüz gibi uyarılar çok daha fazla!

Biraz daha araştırma yaptığımızda, gözümüze çok önemli bir diğer nokta çarpıyor: EPH200'de ephedra yok, ama Synephrine var. Turunç kabuğunda bulunan bir alkaloidin ismi bu. Vee, ephedrine ile benzeşen özelliklere sahip. Evet, sanırım kuşkularımız yersiz değildi, çünkü Türkçe sitede unutulan Citrus Aurantium'u diğer dillerdeki sitelerde buluyoruz.
FDA, bu tür ürünlere onay vermiyor ama yasaklayabiliyor ve bu yetkisini, ardı ardına gelen rahatsızlıklar, şikayetler... ölümler üzerine ephedrine-cafein karışımı içeren ürünler için kullanmış. Bunun üzerine, çeşitli firmalar, ephedrine yerine Synephrine kullanmaya başlamışlar.
Bu konuda, Prof. Ergin Yeşilada'nın Sabah gazetesinde yayımlanan yazı dizisini okumanızı öneririz.
“Efedrin ile kafeinin birlikte kullanıldığı termojenik formülasyonlar yasaklanınca, üreticiler şimdi efedrin yerine turunç (Citrus aurantium) kullanmaya başladılar. Turunç içerisinde de efedrine benzer Beta-3 agonist etkiye sahip bileşen bulunmakta. İçinde bulunan maddelerden sinefrinin yüksek dozlarda yağı parçalayıcı ve iştahı azaltıcı etkileri görülmüş, ama tansiyonu yükseltici etkisi de tespit edilmiş."
Bazı sonuçların altını çizmekte yarar var:
Kalkıp kendi kendine, doğal vs. adlandırılmalarına kapılıp İnternet'ten, aktardan ya da eczaneden bazı zayıflama ürünlerini alıp kullanmak çok tehlikeli olabilir.
“Doğal “ adlandırmasının hiçbir anlamı yok, unutulmasın ilaçların içinde yer alan moleküllerin çoğu bitkilerden geliyor. Bitkilerden elde edilen alkaloitler ilaçların temelini oluşturuyor.
Bayan Schinder, kızına EPH200 vermiş, o da kalkıp o kadar çok kilo vermiş ki, bir de röportaj yapmak inceliğinde bulunmuş...
Milka Bauer, Juana Berys, Marline Kirsch Eph200'den çok memnunmuşlar...
Bunların bilimsel ve kontrol edilebilir kanıtlar olduğu kanısında değiliz.
Hayır, bol yiyerek zahmetsizce zayıflatan ilaç ya da ürün mevcut değil hiçbir zaman da böyle bir ilaç olmayacak.
Tom Lee, hiç kuşkusuz bu üründen bol para kazanacak, ta ki günün birinde reklamlarının doğruluğu yetkili makamlarca araştırılmaya başlanana dek... A.B.D.'de bu tür reklamlara karşı hiç de hoşgörülü değiller. Bakınız FTC (Federal Trade Commission).

21 Aralık 2006

Zayıflama İlaçları 6... bir yanıt

Bana ulaşan bir maile verdiğim yanıtın bir bölümünü sizlerle paylaşmak istedim:

"Sürekli diyet kıskacındayım. Çırpındıkça içine giriyorum. Ve bir türlü hedeflediğim kiloya düşemiyorum. Bunun bende ne kadar hasar bıraktığını anlatamam. Özellikle psikolojim bozuldu.... Öyle ki bu uğurda denemediğim yöntemler kalmadı. Her tip diyet,akupunktur, kremler, sporlar vs.
Sizden ricam, bugün İnternette gezerken rastladığım bir bitkisel ilaç hakkında bilgi. Bulunduğum ilde danışabileceğim bir doktor yok...."

(Maili yollayan bayanın sorduğu "bitkisel ilacın" ismini aktarmayı şimdilik gereksiz buluyorum. Zaten, yine zayıflama ilaçları başlığı altında ele almayı düşündüğüm ürünlerden biri...)...

Bahsettiğiniz zayıflama ürünü henüz çeşitli ülkelerde yasaklananlar listesinde değil... ama acaba ne zamana kadar? Bu tür ürünler bol reklam ve yatırımla piyasaya veriliyor, ta ki günün birinde ya içlerindeki etken maddelerden birinin ya da katkı maddelerinin zararlılığı ortaya çıkana dek, üretici ve dağıtıcılarına güzel paralar kazandırıyor... Sözünü ettiğiniz ürün için şimdilik kanıtlanmış bir tehlike ya da uyarıya rastlamadım ama içeriği ve iddia edilen etki yoluna baktığınızda, bana hem uyaran, hem de barsak geçişini hızlandıran bazı zayıflama kokteyllerini anımsattı.
Tabii işin özüne bakarsak, hiç bir zayıflama ilacının ya da ürününün kalıcı zayıflama sağlamadığını ve bırakıldıklarında kiloların süratle geri geldiğini hatırlarsak... ben naçizane derim ki, ne sağlığınızı bu tür ürünlerle riske atın, ne de aile bütçenizi... gördüğüm kadarıyla fiyatlar el yakıyor...
Üstelik bence bu tür ürünlerin en büyük zararı ilaçla, diyetle kalıcı kilo verilebileceği boş hayalini sürdürmemize yol açmaları.

17 Aralık 2006

Zayıflama İlaçları 5 Diüretikler (idrar söktürücüler)

Zayıflamak, bedenden belli bir miktarda yağ kütlesi kaybedilmesi anlamına gelir. Diüretikler, bireyi daha çok idrar çıkartmaya zorlayarak su yitirilmesine yol açar. 1 litre su, 1 kilo geldiğine göre... tartıya bakıldığında gözle görülür bir değişimi hemen fark etmek mümkün olur. Ancak bu yolla 2-3 kilodan fazla bir kayıp söz konusu olamaz, çünkü bedenin su rezervleri buna müsaade etmez.

Diüretik alımına son verildiğinde ise, beden sıkılmış bir süngerin tekrar su emmesi gibi, eksilmiş su rezervlerini süratle tamamlar, verdim, diye sevinilen kilolar da tartıda tekrar moral bozmaya başlar.

Yan etkileri göz önüne alındığında, diüretikleri, devamlı olarak kilo kontrolü amaçlı kullanmak mümkün değildir : dezhidratasyon, tansiyon düşmesi ve bunun yol açtığı yorgunluk, baş dönmesi... bayılma...

Bedenden su kaybıyla birlikte mineraller de yitirilir, ve özellikle önemli miktarda potasyum kaybı bazen ölümle sonuçlanan kalp ritmi bozukluklarına yol açabilir.

Günümüzde, bu tür ilaçları zayıflama amaçlı yazan “hekim”lerin hastalarına “bak sana diüretik yazıyorum, zayıflaman için” deme cesaretini, dürüstlüğünü gösterebilmesi pek kolay değildir. Ama ne var ki, (kendileri ile aynı unvanı paylaşmaktan hiç de gurur duymadığım) kimileri el çabukluğu marifet kimyasal isimler ardına gizlenebilmekte... ya da haftalık zayıflama kürünün sonunda, tartıya çıkartmadan önce, hastalarına iğne ile veya hap şeklinde çaktırmadan yutturabilmektedirler.

Bizim olaylara her zaman “kalıcı zayıflama” gözlükleri ile bakma alışkanlığında olduğumuz hatırlandığında, diüretiklerle zayıflanmaya heveslenilmesine saflık, zayıflatılmaya kalkışılmasına ise “şarlatanlık”tan başka sözcük bulamıyoruz.

14 Aralık 2006

Nathalie sizin için denedi...Vanilya, tarçın, karanfil'in zayıflatıcı etkileri

Zayıflatan Baharatlı Kurabiye

Noel, yılbaşı hazırlıklarındayım. Yılbaşı kurabiyeme ekleyebileceğim yeni baharatlar peşinde, arama motorunda koşuştururken, karşıma vanilya, tarçın ve karanfil'in tatlı kokularının zayıflattığından söz eden bir araştırma çıkıverdi.

Chicago'da “Smell and Taste Foundation” ideal (?) ağırlıklarının 30 kilo üzerindeki deneklerine, araştırma boyunca, her canları bir şey yemek istediğinde, baharat karışımını koklatmış... ve böylece diyet yapmadan, deneklerin her biri 6 ayda ortalama 3 kilo kaybetmiş...

İşte, son günlerde aklımı gıdıklayan bir fikri uygulamaya koyma fırsatı: “zayıflatır” diye pazarlanan besinleri, güzel yemek tariflerinde kullanarak test etmek... eğer tarçın, vanilya ve karanfil zayıflatıyorsa, denk düşer... size önereceğim geleneksel bir tarifim var,

Bakın, doğup büyüdüğüm Fransa'nın doğusunda geleneksel "pain d'épices"i nasıl hazırlıyoruz (french ginger bread) :

100 gram fındık (yaklaşık 1 bardak)

2 bardak un

2 silme çay kaşığı karbonat

½ bardak şeker

1 yumurta

3 çorba kaşığı bal

1 çorba kaşığı yumuşak margarin

1 paket şekerli vanilin

1 tatlı kaşığı tarçın

¼ çay kaşığı zencefil

2-3 tutam karanfil tozu

2-3 tutam müskad tozu

... karanfil tozu elimin altında yoksa, birkaç karanfil üzerindeki küçük topu parmaklarım arasında eziyorum...

Tariflerimde 200 ml'lik su bardağı kullanıyorum.

  • Un, karbonat ve baharatları birlikte eleyin, sonra toz haline getirdiğiniz fındığı ekleyin,
  • Bal ve margarini sıvı haline getirmek için mikro dalga fırında veya benmaride ısıtın... ılınmaya bırakın,
  • Ilınınca, şeker ve çırpılmış yumurtayı ekleyin... iyice karıştırın,
  • Un karışımını ekleyip, hamuru önce kaşıkla, sonra elle yoğurun (çok yapışkansa en çok 1 çorba kaşığı un katabilirsiniz),
  • Hamurunuzu 1 gece buzdolabında bekletin (en az 2-3 saat beklemesi gerekir),
  • Ertesi gün hamuru oklavayla yarım santimetre inceliğe gelene dek açın,

... hamuru iki yağlı kağıt arasında açmak işinizi kolaylaştıracaktır; ben bazen bir buzdolabı poşetini ikiye kesip kullanıyorum, aynı işi görüyor...

  • Açılan hamurda şekillerinizi kesin, önceden 150 dereceye ısıtılmış fırında 15-20 dakika pişirin... çok fazla pişmemeleri, yumuşak kıvamda kalmaları gerekiyor... tepsiden çıkartmadan önce soğumalarını beklerseniz, şekilleri bozmadan elde edebilirsiniz,
  • Şekillerinizin üzerine Noel baba resimlerinizi koyup, streç film ile kaplayın.

Baharatları koklamanın zayıflatıcı etkisine gelince... bence, yine palavra bir araştırma... zayıflattığı falan yok ama tadı nefis.

Bu yılbaşı kurabiyelerini beğenirseniz, diğer değişik tarifleri "Miniklerin Yemek Keyfi"nde bulabilirsiniz.

13 Aralık 2006

Zayıflama İlaçları 4 "Spirulina Afrika'lı çocukları şişmanlatıyor, Amerika'lı obezleri zayıflatıyor"

Kilo sorunlarını diyetler ve kısıtlamalarla çözmeye kalkışanlarda kaçınılmaz duraklardan biri mucize besin ya da ilaç arayışıdır. Falanca arkadaş şu hapı kullanıp zayıflamıştır, veya şu besini artırıp zahmetsizce fazlalıklarını verivermiştir .. söylentiler kulaktan kulağa yayılır, siteden siteye atlar... sansasyon heveslisi medya kucak açar... bir bakmışsınız yeni “mucize” kısa sürede kendisine sağlam bir yer edinivermiş... böylesi bir ortamda, zaten “sürekli mucize beklentisine sokulmuş” diyetzedelerin, keselerine ellerini atmalarının gecikmemesi doğaldır. Daha siz fark etmeden, birçok diyetçi bunu “sağlıklı zayıflama” programlarına dahil etmiş, üretici ya da ithalci firmalar reklam zeminlerini çoktan devreye sokmuşlar... “bilimsel makaleler” yayımlanmış, uzmanlar görüşler bildirmişler... “balon” iyice bir şişirilmiştir.
Mucizenin cazibesine kapılmamak, diyetten diyete, o zayıflama ilacından bu incelme ürününe... verdiği kiloların “ne hikmetse” dönüp dönüp hem de artarak geri gelmesi karşısında aciz, ne yapacağını bilemez hale gelmiş diyet kurbanları için hiç de kolay değildir.
Gülenay'ın “Zayıflama İlaçları” başlıklı yazıma bıraktığı yorumu okuyunca, aklımdan ilk geçenleri sizlerle paylaşmak istedim.

Sayin doktorum,
Bende bir blogcu olarak sizin blogunuzla az once tanistim...Simdi tum postalariniz satir satir okumaya basladim...Birde ne goreyim spirulina:(eywah benim hapim:(
Gectigimiz yaz dogum yaptim ardindan Amerika'ya gelirken yanimda bir kac kutu getirdim...kalan bes kiloyu vermek ne zormus.Hayatim boyunca hic boyle sorunum olmamisti.Takildim su bes kiloya ve gobek bolgesi yaglarina...
Eh ben simdi ne yapayim yani...spirulinalara ne olcak???
gulenay
gulenayinsofrasi

Gülenay'a sorusu ve ilgisi için teşekkür eder, güzel ve iştah açıcı sitesi için tebriklerimi iletirim.
Spirulina... bol vitamin ve mineral içeren, ama özellikle çok yüksek protein içerikli (yüzde 60-70 oranında) bir yosun. Ülkemizde de üretilmeye başlanmış ve tabii piyasada haplarını bulmak mümkün.
Yüksek protein içeriği ve kolay, çabuk üretilebilmesi dolayısıyla kıtlık çekilen ülkelerde beslenme eksikliği çeken çocuklara besin desteği olarak kullanılıyor.
(Türkiye Bilim Site'sinde veya vikipedi'de Spirulina ile ilgili bilgi bulabilirsiniz).
Gelelim, konunun bizi ilgilendiren bölümüne:
“Zayıflama diyetlerinde kullanılabilir. Spirulina, vücudu beslerken aynı zamanda yemeklerden önce alındığı takdirde, tokluk hissi vererek zayıflamada etkili olur.”
İşte konunun bam teli. Tokluk hissi... zayıflamada etkili...
Yemeklerden önce alındığında, tokluk hissi yarattığı fark edilince, aslında beslenme eksikliği çeken çocukları besleyebilmek için yararlanılan bu yosun'un önünde yeni ufuklar açılmış.
Bir yandan hiper proteine (yüksek protein oranlı) bir gıda... (yazıyı çok fazla uzatmamak kaygısı ile protein diyetlerinden bir başka yazımda söz etmeyi planlıyorum... unutmazsak, spirulina'nın adını orada da anarız)...
Öte yandan “tokluk hissi sağlıyor”.
Sorularımız ve yanıtlarımız basit:
Ne olur, tokluk hissi sağlarsa?
Daha az yemeyi başarabiliriz.
Yani?
Böylece fazla kilolardan kurtuluruz.
Peki, bedeniniz ne der buna?
???
Kendi ayar mekanizmaları dışında, iradenin kullanılarak doğru yöntemle (örneğimizde bir zayıflama ürünü) zayıflamanın kendisine dayatılmasını gıkını çıkartmadan kabullenir mi acaba?
???
Bir süre için, her şey yolunda gitse, tokluk hissi sağlayan bir destek sayesinde fazla kiloların bir kısmı verilse... sonra ne olur? Diğer kullanıcılarda neler olmuş, verdikleri kiloları geri almamayı başarabilmişler mi?
???
Daha önceleri de, şu veya bu diyetle, şu veya bu ilaçla... “aç kalmadan... tokluk hissini artırarak...” sloganlarına kapılıp kolayca zayıflamış olanların başına sonra neler gelmiş?

Diyetler, kilolar, zayıflama konularında gerçeklere ulaşmak söz konusu olunca...
En güvenilir yöntemin gözlem yapmak ve sorular sormak olduğuna inanıyoruz... tüm yazılarımızda ve kitaplarımızda, kendi bilgi ve deneyimlerimizi koşulsuz ve eksiksiz aktarmaya çalışırken, bir yandan da satırlarımızla karşılaşanları kendi akıl süzgeçlerini kullanmaya teşvike çaba gösteriyoruz. Sizlerden gelen yorum, yanıt ve destekler bizi cesaretlendiriyor, doğru yolda olduğumuz kanısını güçlendiriyor.
Bunca, laf kalabalığından sonra, Gülenay... size naçizane önerim... elinizde kalan kutuları çöpe atın derim, bedeniniz hamilelikte alınan kiloları... kısıtlama yapmamak ve onun söylediklerine birazcık kulak vermek kaydıyla... kendiliğinden kaybetme yeteneğine sahip...
Not: Spirulina'nın zayıflama ile olan ilgisi konusunda yapılmış hiçbir ciddi bilimsel araştırmaya ulaşmak mümkün değil. Konuyla ilgili tüm güvenilir kaynaklar, bu noktanın özellikle altını çiziyor.

09 Aralık 2006

Zayıflama İlaçları 3

Zayıflama ilaçlarını büyüteç altına yatırdığımız yazılarda, ismi ilaç olsun olmasın... kimyasal etkisiyle kilo verdirme iddiasında olan tüm ürünlerle ilgileneceğiz. Bazıları, yasal olarak ilaç adlandırmasına hak kazanmış, gerekli yasal kontrollerden geçerek piyasaya sürülmüştür. Diğerleri ise, zayıflatma hapı, zayıflatma otu, yosunu, vs. isimler taşırlar, ama ilaç olarak adlandırılmazlar. Baştan bu küçük ayırımı yapmak şart ama bir yandan da, ilaç olarak adlandırılanların da reçetesiz, kolayca elde edilebildiklerini düşününce... fark nerede, diye sormaktan kendimizi alamıyoruz.
Zayıflama ilaçları ve ürünleri birkaç başlık altında toplanabilir:
*İştah kesici-baskılayıcılar.
*Yağ bağlayıcılar.
*Metabolizmayı artırıcılar.
*Yağları eritme iddiasındakiler.
*Kasları geliştirerek, dolaylı yoldan metabolizmayı artırma iddiasındakiler.
Tüm bu ilaç ve ürünlerin kalıcı zayıflama sağlamadaki ortak ve kaçınılmaz başarısızlığının nedenlerini anlamak niyetindeysek, görünürdeki farklılıkların ötesinde... hangi ortak noktada buluştuklarını kavramak yararlı olur.
Suni ve kimyasal yollarla...
İştahı kesip, yenenleri azaltmaya çalışırken...
Alınan yağların bir kısmının emilmeden bedenden atılmasını sağlamaya çalışır ve bu yolla yenenlerden alınabilecek enerjiyi azaltmaya uğraşırken...
Metabolizmayı artırıp, alınan enerjiyi kolay yoldan harcatmaya çalışırken..
Ya da (hiçbirinin kanıtlanmış yağ eritici etkisi bulunmamasına rağmen) yağları eritip bedenin enerji stoklarını azalmaya çalışırken...
Yapılan, yapılmaya çalışılan hep bedeni kendi ayar mekanizmalarının dışında, enerji stokları (yağ depoları) azaltımına zorlamak. Daha ilk kitabımızdan itibaren, bu ortak noktanın altını çizmiş ve kalıcı zayıflama hedeflendiğinde...
“İnsan bedeninin zayıflamanın kendisine dayatılmasını kabullenme olasılığı mevcut mudur?” sorusunu sormuştuk.
Bizce hayati önemdeki bu sorunun yanıtını her geçen gün hayatın kendisi ve diyetzedelerin çektikleri veriyor:
Tüm zayıflama diyetleri, kısıtlama (açık ya da gizli) içeren tüm incelme yöntemleri geri tepiyor... üstelik insanları hem şişmanlatıyor, hem de hasta ediyor!

Zayıflama İlaçları 2

Bugün yolum bir eczane'den geçti... alış verişimi bitirdim, çıkmaya hazırlanıyordum, gözüme zayıflama ilaçları ilişti. Alışkanlık, fiyatlarını sordum önce; biri 125 YTL, diğeri 78 YTL. Bu ikincisinin bir de eşdeğeri var, o da aynı fiyat!
İkinci sorum, bu da alışkanlık tabii, alacağım cevabı bilsem de... bunlar için reçete gerekiyor mu, oldu. “yok, abi... öyle veriyoruz” yanıtını aldım.
Bir kenara kaydedelim, bakalım bu ilaçlar ne gibi yan etkilere sahip, hangi koşullarda kullanılır, ne zaman ya da kimler için tehlikeli... soruları ile ilgilendiğimizde, her elini kolunu sallayanın rahatça, parasını vererek tabii, alabildiği bu ilaçlar üzerinde düşünmemize yardımcı olabilir.

08 Aralık 2006

Ortoreksiya Nervosa 2

“Sağlıklı Beslenme” dogmasının cazibesine kapılan bazı insanlar son zamanlarda adını giderek daha sıkça duymaya başladığımız “yeni” bir beslenme bozukluğuna yakalanmaktalar: Orthorexia Nervosa.

Dünyanın her bir köşesinde, her birimiz yoğun bir bombardıman altında yaşıyoruz... Yediklerimizden hangileri “iyi”, hangileri “kötü”, sağlığımızı hangi besinlerle bozuyor, hangileri ile koruyoruz... açıklamasını verme heveslileri bol.

İsterseniz gelin, biz Ortoreksiya hastalığını ilk defa tanımlayan Steve Bratman'ın testini alıntılayalım ve bakalım bu satırları okuyanlardan bazıları ortoreksiya'dan mustarip mi... ya da bu sevimsiz yolda adımlar atmaya başlamış mı...

Bratman'ın Orthorexia testi

  • Günde üç saatten daha fazla zamanınızı beslenmenizi düşünmeye ayırıyor musunuz?

  • Yemeklerinizi günler öncesinden planlıyor musunuz?

  • Yediklerinizin besin değerleri, sizce beslenme zevkinden daha mı önemli?

  • Beslenmenizin kalitesi artarken, yaşamınızın kalitesi azaldı mı?

  • Yakın zamanda kendinize karşı daha az hoşgörülü mü oldunuz?

  • Sağlıklı beslenme kararlılığınız kendinizi daha çok beğenmenize yol açtı mı?

  • Sevdiğiniz besinlerden yerlerine sağlıklı besinler koymak için vazgeçtiniz mi?

  • Beslenme düzeniniz sizi ailenizden ve arkadaşlarınızdan uzaklaştıracak şekilde buluşmalarınızı etkiliyor mu?

  • Sağlıklı beslenme düzeninizden biraz uzaklaşınca, suçluluk duyuyor musunuz?

  • Sağlıklı beslendiğiniz zaman kendinizle barışık oluyor ve kendinizi iyi kontrol edebildiğinizi düşünüyor musunuz?

    İşte Bratman'ın test soruları... bunlardan 4 veya 5 tanesine evet yanıtını verenlere beslenmelerini biraz gevşetmelerini, daha “relax” yemelerini öneriyor...

    Tüm sorulara evet, diyenlere ise... “siz tamamen sağlıklı beslenme saplantısına yakalanmışsınız, dikkat” diyor.

    Sizler, testi yapa durun... ben de önümüzdeki günlerde bu konuyu biraz daha derinlemesine ele almaya niyetliyim.

Şimdiden söyleyeyim, bu hastalığın tarihin bu anında ortaya çıkması raslantı değil, sürpriz hiç değil!

07 Aralık 2006

Zayıflama İlaçları

Dillerde, akıllarda birçok isim:
Xenical®, Reductil®, Zelium®...
Lida Daidaihua Slimming®... Super Fat Burning®... Diyetmax®... EPH200...
sibutramine, orlistat...
ma huang... spirulina... aloes...
İdrar söktürücüler, laksatifler, yosunlar, bitkiler, otlar ve daha neler neler...
Forumlarda ve gruplarda birçok insan... diyetzede... zayıflama ilaçları ve ürünleri hakkında sorular soruyor.
Öncelikle şu üzücü saptamayı yapmakta yarar var:
Adı ilaç, ürün ya da zayıflatan bitki olsun... hepsi,
ya etkisiz... yani bir zayıflama diyeti uygulamasında plasebo görevi üstleniyor;
ya da gerçekten bir süre için zayıflamaya yol açıyorlar, ama o zaman da bedene ciddi hasarlar veriyorlar.
Unutmayalım, konu zayıflama olunca bir ilaç (ya da ürün, ya da bitki) kullanıldığı süre boyunca etkisini gösterir ve bırakıldığında kilolar çoğu kez fazlasıyla geri gelir.
İdeal zayıflama ilacı insanlığa hep hayal kurdurmuş... ama gel gör ki bu hayaller çoğu kişi için kâbusa dönüşmüş.
Konunun üzerinde biraz ayrıntılı durmakta yarar görüyor ve bundan sonraki birkaç başlığımızı zayıflama ilaçları ve ürünlerine ayırıyoruz.
Blogumuza uğradığınızda bırakacağınız soru ve yorumlar bizi yönlendirecek ve tarafımızdan mutlaka dikkate alınacaktır.

ortoreksiya nervosa radyo pink'te

Ebru Erke ile Orthorexia Nervosa üzerine yaptığım söyleşi yarın (8 aralık cuma) saat 09.45'te yayımlanacak. Radyo Pink 104.2.
Diğer konularda olduğu gibi, yorum ve sorularınızı bırakın... en kısa sürede yanıtlayacağım.

22 Kasım 2006

Kitaplarımızı bulabileceğiniz

Kısıtlama Mikrobu Çöpe dizisini ve "Yaşamın İlk Yıllarında Miniklerin Yemek Keyfi"ni kitapçılarda ve internet kitap sitelerinde bulabilirsiniz:
Kitap Dostu
estore
Kitapyurdu
idéefixe


Anoreksi can almaya devam ediyor

İnternet sayfalarında dolaşırken fark ettim:
Sao Paolo'da ölen 18 yaşındaki anoreksik manken Japonya, Çin, Meksika... ve Türkiye'de çalışmış. Acaba bizim diyetçilerden sağlıklı beslenme reçeteleri almış mıdır, sorusu aklımı kurcalıyor.

Bulimi

Diyetçilerin yalanlarının, palavralarının tüm delilleri, zayıflama diyetlerinin (ve zayıflamayı dayatan tüm yöntemlerin) içyüzü... anoreksik ve bulimiklerin “cehennem”inde tek ve kısa bir cümleye sığacak kadar berraktır: “İnce olmak istemiştim”.

21 Kasım 2006

bir kilo yağ yakmak için

"Zayıflama Diyetlerinin Kara Kitabı"nda

... bir kilo yağ yakmak için... 125 kilometre yürüyüş gerekirmiş... yüz yirmi beş bin metre... kim bilir kaç adım eder?... günde yarım saat yürüyün, deyip duruyorlar... yarım saatte benim tabanvayların gidip gidebileceği iki buçuk kilometre, etti mi 50 gün... elli gün, günde yarım saatten yürüyerek 1 kilo yağ yakabilirmişim... iyi de ben o elli günde kaç kez yer bitiririm o bi kilocuk yağı... hiç düşünen yok!... paşa paşa evimde oturup diyet mi yapsam?


Sporla zayıflamaya çalışmak ile zayıflama diyeti yapmak arasında... enerji terazisine yaptırılmak açısından hiçbir fark yoktur...

Ha -örneğin- eksi 700 kaloriyi dayatan bir diyet yapmışsınız, ha yediklerinizi azaltmayarak ve bittabi ki artırmayarak, günlük harcamalarınızı spor, egzersizle -yine örneğin- 700 kalori artırmışsınız...
Ha Ali Veli, ha Veli Ali... bedeniniz “ııh”, dediğinde katlanacağınız sonuçlar aynı olacaktır.

Sporla zayıflamaya kalkışmak çoğu kez farkına bile varmadan... zayıflama diyeti yapmaktır...

diye yazmıştık. Güncelliğini koruyor.

20 Kasım 2006

Spor şişmanlatıyor mu?

Spor şişmanlatıyor mu?
Soruyu hep “spor zayıflatıyor mu” şeklinde duymaya alıştık. Yaygın diyet mantığının bir parçası olarak hareketin artırılarak kalorilerin yakılabileceği, böylelikle fazla kilolardan kurtulunabileceği fikri diyetçiler tarafından yoğun olarak kullanılıyor. Bizse soruyu farklı bir şekilde oluşturarak, sporun ve hareketin kilo kaybında yararlı olup olmadığının daha net görülebileceği kanısındayız.

Eğer, spor yaparak ya da hareketi artırarak... kalorileri yakabileceğiniz, zayıflayabileceğiniz, düşüncesi kafanızda yer etmeye başlarsa ve özellikle bu doğrultuda hareketlenmeye girişirseniz... bakın neler olur:


Öncelikle, hareketi artıran bir kişi, yaptığı harcamaları yukarı çekmiş olur... bunun neresi kötü, böylece daha kolay yakarım, diye düşünenler... çok basit bir gerçeği göz ardı etmektedirler... Harcamaları artan bir beden, buna ihtiyaçlarını artırarak cevap verir, yani insanın karnı daha çok acıkır! İşin püf noktası da zaten buradadır. Harcamalarınızın arttığının tespitiyle, taleplerini de artıran bedeninizin isteklerine nasıl yanıt vereceksiniz?

Ya, artan talep doğrultusunda daha çok yemeye başlayacaksınız... böylece daha üst bir düzeyde yedikleriniz ve harcadıklarınız arasında yeni bir denge oluşacak... yani ne zayıflayacak, ne de şişmanlayacaksınız.

Ya da, “bu kadar sporu boşa yapmıyorum, herhalde” mantığıyla... bedeninizin isteklerine cevap vermeme kararı alacaksınız... karnınız acıksa bile yememeye, ya da en azından sofradan karnınızı tam olarak doyurmadan kalkmaya çalışacaksınız. En basit anlatımıyla “sporla zayıflıyorum” zannederken... aslında zayıflama diyetine koyulacaksınız. Bir süre sonra da, tüm diyetzedelerde olduğu gibi... sizde de denetim kayıpları baş gösterecek... ve diyetle zayıflamaya kalkışanların yüzde doksan dokuzunun başına gelen sizin de kaçılmaz kaderiniz olacak... verdiğiniz kilolar artarak geri gelecek... yani şişmanlayacaksınız!

Sporu, sadece sporun zevki, ya da sağlıklılık için yapanlar eğer işin içine enerji kısıtlaması bulaştırmamayı becerirlerse... onlar için şişmanlama riski yok.

Ancak, bu işe “kalori yakma... fazla kilolardan kurtulma” hevesi ile kalkışanları, kısaca özetlediğimiz mekanizmayla, SPOR ŞİŞMANLATIYOR!

Tabii bir de, sporla inceleyim, rüyalarına kapılıp... anoreksik, bulimik olanlar var. Onlardan da ilk fırsatta söz edeceğiz.

10 Kasım 2006

Diyet mantığı A'dan Z'ye yanlış

Diyetçiler'e kulak asarsanız, kilo sorunlarının çözümü, en azından kağıt üzerinde kolay: "Daha az yiyecek, daha fazla hareket edecek, yüksek kalorili besinlerden uzak duracak... bedeninin tepkilerine de irade gücünle direneceksin!".

Binlerce diyet reçetesinin , sayfalarca beslenme öğüdünün özü işte bu kadar basit. Basit ama yanlış. İnsanların şişmanlamasına yol açan gerçek nedenlerin bir güzel gizlenmesini sağlayan, koca bir palavra. Palavra çünkü, şişmanlamanın başlamasına yol açan yemek yemek, fazla kalorili şeylerle beslenmek, ya da az hareket eder olmak değil, tam aksine, kiloları verme ya da kontrol etme hevesiyle yemek yemekten kaçınmaya girişmek.

Nasılsa, blogun özgürlüğünden yararlanıp konuya uzun uzadıya döneceğimi bildiğim için, bu satırlarla karşılaşanları şaşırtma riskini göze alarak açık açık yazabilirim: Yemek yemekten ürkmeye, karnını doyurmaktan çekinmeye başlamak... kilo sorunlarının ilk adımını oluşturuyor... veee... şişmanlık da, obezite de... bulimia nervosa da, anoreksiya mentale de... hepsi işte bu zeminde tomurcuklanıp boy atıyor! Her türden kilo sorununun başlangıç noktası kendini kısıtlamada ya da kısıtlama ihtimali karşısında bulan bedenin tepkisidir.

Günümüzde, dünyanın dört bir yanında ne sınır, ne de dur durak tanımadan yayılan "Obezite Salgın'ının" tek sorumlusu ise insanları bile bile yanıltan Diyetçi Propaganda'dır.

Yazdıklarımın, kontrol edilebilir delillerini sunacağımdan kuşkunuz olmasın.